Son Haberler
Anasayfa / yazılarım / EDEBİYAT GÖRGÜ İSTER

EDEBİYAT GÖRGÜ İSTER

 

                Edebiyat görgü ister dediğiniz de,kibir kokan bir cümle kurmuş olmazsınız.Her ilim gibi,edebiyatında kadim töre ve kuralları vardır.Bunları hem okurundan,hem de yazarından bekleriz.Ahlakı olmayan bir edebiyat töresi yoktur.Edebiyatın kökünde bir edep vardır.Bunu görmek ve anlamak istemeyenler,edebiyatı bir kelime oyununa indirgeyen eğlenceci tiplerdir.Edebiyat bize başka yaşamları ve dünyaları tanıma fırsatı sunar.Bu sanal dünyaları anlamamız için de,edebiyata ve ürünlerine muhtacız.Yoksa boşu boşuna metin anlama derdine düşmenin anlamı yoktur.

Kelimenin büyülü bir tasavvuru olan edebiyat,bize oldukça geniş bir tefekkür alanı sunar.Edebiyatın düşmanları,aynı zaman da cemiyetin de düşmanlarıdır.Toplum düşmanları,sanatın ve edebiyatın da düşmanlarıdır.Edebiyata kibirli ve itibarsız sözlerle bakanlar,aynı zaman da duygusuz tiplerdir.Şu dizeleri anlamsız ve hoyrat bulan ademlere ben ne diyeyim:” Cânımı cânân eğer isterse minnet cânıma, /Cân nedir kim onu kurbân etmeyem cânânıma.”Fuzulî’nin yandaki mısralarını güncel bulmayan,zihinlerle beraber yaşıyor ve akademik ortamı paylaşıyoruz.Her şeye faydacı bakan,seküler insan tipleri,edebiyatı küçümsemeye ve itibarsızlaştırmaya devam ediyor.Bilmezler ki;o edebiyat,onları da donatacak fikri altyapıya alan açar.Heyhat.

Görgüsü ve yaşamı zengin olmayan adamlar,edebiyatı topluma yük gibi görürler.Onlar için edebiyat zararlı bir alışkanlık,duygusal bir vasıtadır.Oysa edebiyat,görgü geliştirdiği kadar,insaniyet de aşılar.Edebiyatın edebinden nasibini almamış milletlerin nelere düçar olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz.Edebiyat ahlak inşa etmez ama,ahlakın inşasına yarım eder.İşte inşacı satırlar:”Eğer sizi üzen adamlara hala selam verebiliyorsanız,bu vicdanınızın sadakasıdır.”Hz.Mevlana’dan aldığımız mesnevi satırları,size bir irşad alanı açmaz mı?Açar,hem de nasıl açar?Mesnevisi birer kişisel gelişim ansiklopedisi olan üstad,edebiyatın sosyal inşacı tarafına misal değil midir?Evet,edebiyat az az inşa ettiği bireyi;çok çok bahtiyar eder.

Edebiyatın görgü ve edebiyle tesis alanlardan birisi de aşktır.Batıda flört,doğuda aşk olan şey edebiyatı kurduğu en iyi değerlerden birisidir.Hiç  bir şey edebiyat kadar aşkı iyi anlatamaz.Beşeri,manevi her tür aşk edebiyatın üretken alanındadır.Kur’andaki aşk dili,mecazlarıyla birlikte edebiyatta da vardır.Hem de İslami jargonlarıyla beraber.Edebiyatı yalınkat bir eğlence alanı görenler,bu duyarlılığa kayıtsız kalanlardır.Edebiyatın görgü geliştiren unsurları arasında,görülür bir şekilde aşk ve sevgi vardır.Her iki kavramda görgü dünyamızı geliştirir.İşte aşk ve umut dolu yüce dizeler:”Umutsuzluk yok/Gün gelir/Gül de açar/Bülbül de öter.”Sezai Karakoç ustanın mısraları sevenler için bir ilaç değil midir?Umudun kaynağı olan dizeler,sevenlere gül-bülbül mazmununun sahiciliğini hediye etmez mi?Evet.Sevgiliye kavuşmanın umudunu ve sıcaklığını anlatan mısraları kelimelerin büyülü dansı edebiyattan başka,neler inşa edebilir?

Edebiyat sonuçta yazma eylemine ve ustalığına dayanır.Kalem sahibinden bize emanet edilen bu özellik,en çok edebiyata tat verir.Fenni alanlardaki yazmada,sahici bir dinginlik var mıdır?Yok.Kuru bir ilim kaynağına ve analize dayan beşeri bilimler,size rüya gördürmezler.Oysa edebiyat sizin yaşamınıza bir keyif,samimiyet ve uzak görüşlülük katar.Küçükbaş insanlar,edebiyatın bu seçiciliğini ve öznelliğini anlayamaz.Entel,dantel diye küçümserler!Edebiyat bir izzet-i nefstir.Kendini savunduğu kadar,yazarak hitap  ettiği okuru da savunur.Şu satırların neleri anlattığına bir bakalım:”Beklenen geç geliyor,geldiği zaman da insan  başka yerlerde oluyor.”Oğuz Atay roman satırları kaçırdığımız anların pişmanlığını ne güzel anlatır.Sanki nesir değil de,şiir cümleleri!Aslında bekleyen bunu göze alır ama,onu anlayacak zaman fikri muhatabınızda da olacaktır.Nesrin güzelliğiyle resmedilen beklenen-bekleyen metaforu Necip Fazıl şiirinde de ne güzel anlatılır?

Edebiyat görgüsüzlüğü kaldırmaz,her yazar ve okur biraz görgüden nasibini almalı.Aydın kibri dediğimiz hastalığa yakalanmış edebiyatçılar da eleştirel duruşumuzdan payını almalı diye düşünüyorum.Dolarla konuşan,yazan ediplerin de sahiciliği sorgulanmalıdır.Adımını para tomarlarıyla atan,okuruna kek muamelesi çeken ‘edepsiz’ edebiyatçılara da teslim olmayalım.Medya gülü pop edebiyatçıları iyi tanıyalım.Ara ara da mahkum edelim.Sahici olmayan,üstenci,yapmacık,millet düşmanı edebe mugayir yazarlara tavır koyalım.Kibre kibir sadakadır kuralı gereği,onları görgüsüz dünyalarıyla baş başa bırakalım.Burada da çuvaldızı kendimize batırmış olduk.Demek ki edebiyatçı da edepten ve görgüden nasibini alacakmış!Görgü ve edebe dahil bir Hz.Yakup sözüyle bitirelim.Dua da sanata ve insana dahildir:”Allahım,bir bekleyiş içinde olanlara,beklediklerini nasip et.”Amin.Tam bir umut abidesi sözler.Söyleyene ve söyletene rahmet olsun.Edebiyat böyle bir birikim,bilene.

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>