Son Haberler
Anasayfa / yazılarım / EDEBİYAT MUTLULUKTUR

EDEBİYAT MUTLULUKTUR

 

                Yılların tartışması , edebiyatın ne olduğu meselesidir .Edebiyatın ne olmadığı sorusunun cevabı , edebiyatın ne olduğu meselesinin tanımıdır aslında . Edebiyatın ruhunda bir mutluluk vardır . Edebiyatın mutluluk meselesi olduğunun kanıtı , bireylere verdiği hassas inceliktir .Edebiyatın mutsuzluk olduğunu söyleyen edipler de vardır .Mutluluk kaynağı olan edebiyat , ürünleri yoluyla daha iyi tanınır . Saadeti ürettiklerinde arayan insanoğlu , edebiyat yoluyla kendine bir aşk alanı oluşturmuştur .Sanatta iyiliği ve mutluluğu aramanın adı olan edebiyat , biraz da hüzne dayanır . Edebiyat hüzündür desem , yanlış söylemiş olamam .Edebiyatın ürettiği mutluluğun kaynaklarına bakarsak , edebiyatın ne denli insanî bir saadet alanı olduğunu anlarız .

Bizi mutluluğa boğan edebiyatın ilk önceliği , insani olanı ‘allayıp pullayarak’ oluşturduğu güzellik alanıdır . Edebiyat bir zanaat alanı olsaydı , üretimin adı olurdu .Hayallerin zemini olduğu için , bir sanat alanıdır .Edebiyatın ürettiği sanat verimleri bizi eğlendirdiği kadar , aynı zaman da dinlendirir de .Dinginlik yaratmayan bir edebiyat ürünü , sadece basit bir verimdir !İnsanı dinlendiren edebiyat ürünü , bize huzur veren bir metindir . Okuduğunuz da sizi sallayan ve uçuran metinler böyledir . Edebiyat bu açıdan emsalsiz bir alandır . Sizi sallayan bir melodi , bir türkü , şarkı hep böyledir .Sizi inceltmeyen  bir edebiyat metni , mutsuzluk kaynağıdır . “Bülbüle kurdum tuzak, bahtıma Kuzgun gelir.” diyen Rumeli türküsü , sizi ırgalamıyorsa , ortada edebi bir mesele var , demektir . Bülbüle niyet, kuzguna kısmet , az bir rastlantısallık değildir !Edebi olan mutluluk , bu ikilem de bile güzeldir .

Edebi şekillerin oluşturduğu seçkin mana ortamı da bir mutluluk vesilesidir .Edebiyatın oluşturduğu şekil ve mana alemi , insanı geliştiren bir yapıdadır .Edebi tür ve çeşitlerin oluşturduğu velud alem , bizi ayrı bir dünyaya götürür . Hiç bir düşünce şekli ve yöntem , edebiyat kadar , insanı alem-i insana yaklaştırmaz . Bu da bir saadet kaynağıdır .Dini alanın insanı Allah’a yaklaştırdığı kadar , edebi çeşitler de bizi ademe yaklaştırır .Ademe yaklaştıran edebiyat , dolayısıyla Allah’a da hizmet eder .Leyla Hanımın  dizelerindeki hikmet , sözümün tanığıdır :” İncitme sen ahbâbını incinmeye senden  / Bu âlem-i fânide zerâfet budur işte” Bu fani dünyada incelik şudur ki: “Sen başkalarını incitme , başkaları da seni incitmesin.Hz. Ali’nin ;” incinsen de , incitme “sözünün yorumu dizeler . Şiirle ahlak inşa etmenin Türkçesi . Bir divandan parça olan dizeler , ne kadar insani ve evrensel !İşte metnin yaşama değer katan manalar düzeni .

Edebiyatın bize mutluluk vaat ettiği alanlardan biri de , musikiye bakan tarafıdır .Edebiyattan neşet eden musiki , bizi her daim eğlendirmez mi ? Evet .Edebi şeklin manaya akan yönü musikidir . Musikiyle ritme dönen edebiyat , bizi , biraz da ruhumuza teslim eder . Ruhun elinde mızraba dönüşen edebi metin , bizi ayrı bir alem-i nisyana götürür .Türkü , şarkı , ilahi , koşma formatıyla gelişen musiki , tamamen bir saadet kaynağı değil midir ?Harcı edebiyat olan musiki , insanı ruhun ovalarında gezdirmez mi? İşte bir yergi türkü dizesi : “Yıllarca okuyup yazmam boşaymış / Verince parayı şair oldum beh /Okuyup yazmakla olmazmış meğer / “Verince parayı şair oldum beh”Eleştiri dolu türkü dizeleri , ne güzel taşlama olmuştur .Şairliğin paraya ve metaya dönüşmesini ne güzel hicveder?Bir de sazla keskinleştirildiğin de , ne anlamlar uçurur .Edebiyatın musikiye dönüşmüş hali , onu çok kadim bir alanın da malzemesi yapmıştır . Belki de , bu çeşitlilik edebi olanı diri tutardır?  Ne diyelim , Aristo bile müzik ve poetik  ilişkisine vurgu yapar .

Mutluluğumuzun biricik alanı belki edebiyat değildir ama , mutluluğun da önemli taşıyıcısı edebiyattır diyebilirim . Yazılan mektup , çizilen resim , karikatür ve bilumum nesir , güzel sanatların şubeleri olarak ne güzeldir .Yalın kat mutluluğun kendisi olmayan edebiyat , verimleri aracılığıyla bize yol gösteren bir öğretici de olur .Nesir bunun iyi bir arcıdır da .Nesrin edebi olana katkısı , her zaman ilgimi çekmiştir .Yazmak da beni ayrı bir mutlu eder . Kendi adıma , mutluluk için yazıyorum diyebilirim .Mutluluğun nesre dönüştüğü bir anahtar bir metinle sürdürelim .Elmalılı Hamdi Yazır Hoca’nın bir nevi münacaat olan önsöz satırlarına bakalım : “İlahî! Hamdını sözüme sertâc ettim, zikrini kalbime mi’râc ettim, Kitabı’nı kendime minhâc ettim. Ben yoktum var ettin, varlığından haberdâr ettin, aşkınla gönlümü bîkarar ettin…..” Tefsirinin uzun önsözündeki satırlar , mutluluk cümleleri değil midir ?Peygamber sevgisi ve imanı ne kadar güzel anlatan satırlar . Nesirdeki secinin çağdaş hali !Bizi mutlu mensur metinler de varmış .İmanın yazıya dökülmüş satırları .Edebiyat yaşama mutluluk katar demem , tam da bundandır .Yaşasın edebiyat .

Mutluluğumuza mutluluk katacak bir şiirle bitirelim .Haydi , mutluluğun kayda geçtiği metinlere koşalım .Aşkımız mukayyet , sevgimiz daim olsun .Alvarlı Efe Hz.’nin bayramlık dizeleriyle sonlandırayım :” Dilde ki Rahmân olur / Derdlere dermân olur / Âzâde fermân olur / Bayram o bayram olur” Bayramlık dizeler , edebiyatın ayrı bir toplumsallık ve mutluluk kaynağı olduğunun delili gibidir . Sözlerin esasa dönüştüğü mutluluklarımız olsun .Edebiyat mutluluktur .

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>