Son Haberler
Anasayfa / Etiket Arşivi: aşk

Etiket Arşivi: aşk

VATAN MAKALESİ

…. Süt çocukları beşiğini, çocuklar eğlendiği yeri, gençler geçimlerinin sağlandığı yeri, ihtiyarlar dünyadan ellerini-eteklerini çektikleri yalnızlık köşelerini, evlat anasını, baba ailesini ne türlü duygularla severse insan da vatanını öyle duygularla sever. Bu duygu, yani vatana gönülden bağlanma ve onu sevme; sebepsiz yere, sırf insanın tabiatından gelme bir istek değildir. İnsan vatanını sever. Çünkü, Allah’ın insanlara bahşettiği şeylerin en azizi olan ... Devamını Oku »

HAKİKAT

Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıdı der ne yersin kozumu. Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım Nedir diye sorana, bandım verdim üzümü. İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş Becit becit ısmarlar gelsin alsın bezini. Bir serçenin kanadın kırk katıra yüklettim Kırk çift dahi çekmedi kaldı şöyle yazılı. Bir sinek bir kartalı kaldırdı urdu yere Yalan değil gerçektir ... Devamını Oku »

ARABALAR BEŞ KURUŞA

Akşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti. Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak tahtanın arasına çivilenmiş dört çubuktan ... Devamını Oku »

ARİF OL

Arif ol kim bilesin esrarını Bu gözünle göresin envarını Heşt Bihişt’den fariğ ol can terkin ur Bunda bul yari bugün ko yarını Kim ki bunda bulmak ister yarini Varsın ol hep yare versin varını Yarini yarına koyan kimseler Bellidir terk idemez ağyarını Her kim ağyara uyup yari kodu Ta ebed görmeye ol dildârını Yare yar olmak gerek yar isteyen Yar ... Devamını Oku »

GERİ GELEN MEKTUP

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… Ey sen ki kül ettin beni ... Devamını Oku »

TÜRKİYE’M

Ey nazlı sevgilim, ey cânım benim Güzeller güzeli vatanım benim Cümle değerlerim yatar sînende Sensin en mübârek mekânım benim. Tecelliye kaynak ilâhî emir Rızıklar, nimetler hep senden gelir Mukaddes mâbetler sende yükselir Yayılır bağrında ezanım benim. Çocukluk geçmişim dünde saklıdır Bu günüm, yarınım sende saklıdır Ki senin her şeyin bende saklıdır Ocağım, otağım, divânım benim. (Abdurrahim Karakoç) Devamını Oku »

GÖNÜL

Sofuyum halk içinde tesbih elimden gitmez Dilim marifet söyler, gönlüm hiç kabul etmez Boynumda icazetim, riya ile taatim Edişem ayruk yerde, gözüm yolum gözetmez Söylersem marifeti saluslanırım kati Miskinliğe dönmeğe, gönlümden kibir gitmez Hoş dervişem sabrım yok, dilimde ezkarım çok Kulağımdan gireni, hergiz içim işitmez Görenler elim öper tac ü hırkama bakar Şöylece sanırlar beni zerrece günah etmez Dışımda ibadetim, ... Devamını Oku »

YAZMANIN TAŞRA SICAKLIĞI

                  Taşrada yazmak, okumak, mukim olmak zordur. Ana akım okuma ve yazma yerlerinden uzak olanlar, ne demek istediğimi iyi anlarlar. Amasya’da tarihi süreçte bunun istisnasıdır. Her daim okuru ve yazarı olan yer Amasya’dır. Geçmişi ve geleceği okuryazar alanı olan Amasya, zamanla bu yetkinliğini kaybetti! Bu demek değil ki, kimsecikler yazmıyor. Yazan dost ve arkadaşlarımız da var. Şehzadeler kentinin yüzünü ... Devamını Oku »

SEVGİLİM HAYAT

  Yüzüme bak ve yüzümü hırpala yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak sen her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat yaban, diri memelerinden ısırmak dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için çok oldu tepelere vurdum kendimi bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde tıraşı uzamış adamlardan huylarını öğrendim senin. Mahmur bir tohumdun delikanlı bağrıma. Ve hatırlıyorum lokavt vardı bezgin fabrika düdüklerinin dizlerine yatırılmış olan sabah ... Devamını Oku »

EY BÜLBÜL-Ü ŞEYDA

Ey bülbül-ü şeyda yine efgâna mı geldin, Azm-i gül edüp zârıyla giryâna mı geldin.     Pervâne gibi âteşe daim cân atarsın, Evvelde bu aşk ödüne sen yâna mı geldin.   Yağmur gibi yağarsa belâ sen baş açarsın, Can vermeğe dost yoluna sen kurbâna mı geldin.   Herşey çalışır bir sıfatı eyleye mâ’mur, Sen cümle sıfat ilini vîrâna mı geldin. ... Devamını Oku »