Son Haberler
Anasayfa / Etiket Arşivi: isa çolaker

Etiket Arşivi: isa çolaker

ÖĞRETMENLERİN ÖĞRENMESİ GEREKENLER

Rüstem BUDAK Öğreticilerin önde gelenleri öğretmenlerin öğrenmesi gerekenler: 1- Bildikleri şeylerin çoğunun eksik veya yanlış olduğudur. Öğretmenlerin bilgilerini 2 kısma ayırabiliriz: 1- insan bilgisi –ki bunu 2. maddede ele alacağız. 2- Mesleki alan bilgisi. Öğrenciye neyi, ne zaman, nasıl, nerede öğreteceğine dair öğretmenin eline bir çalışma planı konulur. Bilgi aktarımında her şey hazırdır. Bu hazır bulma- hazır olma süreci kişiyi ... Devamını Oku »

HAYATIMIZ ROMAN  

                 Başlık, hayata nispetle söylenmiştir. Şöyle de sorabilirim, nasıl roman isterim? Roman, hayatı anlatır. Hayatın roman olması da biraz doğrudur. Roman, olabilecek olanı anlatmalıdır. Romanla ilişkim mesleğimle başlamamıştır. Gençliğimde de roman okurdum. Hilal Görününce, Minyeli Abdullah, Sürgün Öğretmen, İnce Memet ilk okuduğum romanlardır. Roman, edebiyatın cümle kapısıdır. Nedeni de hayatı anlatmasıdır. Modern zamanların iddialı türü romandır. Uzun vade de ... Devamını Oku »

GÖĞE BAKMA DURAĞI

                                                                 Göğe bakmayı ve tefekkürü severim. Yer ve gök bakidir. Sahibi de Allah’tır. Göğe bakanın da ufku açılır. Göğe bakmanın derinliği de vardır. Bunu ancak basiret sahipleri bilir. Bakmadan ... Devamını Oku »

İNSAN İYİLİĞİ KADAR TAŞLANIR

  İslam, sadece retorik dini değildir, aynı zamanda amel dinidir. Yani Müslümanlık eylem ister. Teorik bir din kültür inşa edemez. Din, teorik ve pratikle birlikte ilerler. İlk çıkışında da böyle olan İslam, bugünlere bu yürüyüşle gelmiştir. Şimdilerdeyse, bir retorik ve teorik karmaşasıdır gidiyor. İslam dini pratik ve teoriği yan yana götürür. Onun için, davranışa ve uygulamaya önem atfeder. Güzel huylarımız ... Devamını Oku »

ÜÇ NESİL, ÜÇ ŞAİR

                                                                          İyi şairler, iyi nesiller inşa etmede öncü şahsiyetler olabilirler. Bundan mülhem bir başlık oldu. Bazı şairlerin yol ve yoldaşları vardır. Onların nesillere vaatleri ... Devamını Oku »

ERBAKAN HOCANIN YOLDAŞLARI

                 Merhum Necmettin Erbakan tam bir dava adamıydı. Onun şakirtleri de öyle olmalıydı. Sn. Recep Tayyip Erdoğan da bir inşa adamıdır. Muhafazakâr devrimci sağ politika, refah; sol siyaset, ideolojik söylemdir. Sn. Recep Tayyip Erdoğan da proje adamı olduğunu her daim göstermiştir. Bunu ürettiklerinde de görebilirsiniz. İnsana dokunan onlarca proje, onu seçim şampiyonu yapmıştır. Halkımız da gördüğüne inanmaktadır. Politik inandırıcılık ... Devamını Oku »

ENKAZ DİLİ

                 Tabii afetin dili, enkaz dili olamaz. Büyük bir depremle sarsıldık, doğrudur. Bunun dili, mutedil, sakin, sorun çözücü, yatıştırıcı olmalıdır. Pek de böyle olmadı. İnsanımız savaşta kullanılacak bir dil kullanıyor. Enkazı kaldırırız, depremin yaralarını sararız ama kırılan gönül dilini kuramayız. Afet de ahlakıyla gelir. Afet sonrası kullanacağımız dili, afet anında kullanırsak, ortaya bugünkü enkaz dili çıkar. Halbuki biz şu ... Devamını Oku »

ANGUT

Umudu kalmamış kuşlara baktım ay altında göz kapayan atlara bir damla yağımdan ben bunu yaktım uzattım, umutsuz kuşlara baktım Umudu kalmamış kuşlara baktım sevmekten taranmış sık saçlarına rastlasam çevirip bir soracaktım tenhaydı, umutsuz kuşlara baktım Umudu kalmamış kuşlara baktım diyecek hiçbir şey kalmamış gibi susuz ve acıydı öyle bıraktım ağladım, umutsuz kuşlara baktım Umudu kalmamış kuşlara baktım ben şuncacık şair ... Devamını Oku »

AKLIMA DÜŞTÜĞÜNDE

Aklıma Düştüğünde Sen aklıma düşünce ellerim tutuşuyor ellerim Sen aklıma düşünce yetmişinde ihtiyar Küçük bir sokakla arkadaş, biraz daha yaşasa sanki kıyamet kopacak Sen aklıma düşünce Parmak izlerinden tanınıyor; parkta reddedilmiş bir âşık Teşhis ediyorum çiziklerde o amansız veremi Sen aklıma düşünce Berlin’de dazlaklar saçlarını uzatıyor Sağdıcı oluyorum gelinler at üstünde Sen aklıma düşünce rütbesi sökülmüş babalar Yeniden dönüyor evlerine ... Devamını Oku »

TÜRK KIZLARI TÜRK GENÇLERİ

Birden, yolun ötesinden hanımlar koptu. Koyu yeldirmelere bürünmüş, başları beyazlarla örtülü, çift çift geliyorlardı. Üç muhib musahâbemizi kestik. Bakıyorduk. Kafilenin önünde tâzeler kol kola yürüyordu. En güzel boylusu ortada idi. Muhibbimiz nisâî, bu beş kız mevkibine erguvânî gözlerle, baktı baktı baktı: “Ah talihsiz bikrler!” dedi. Türk kızlarına bir nişan halkası kadar yaraşan bu unvânı pek münasip bulduğumuz için susduk. Neden ... Devamını Oku »