Son Haberler
Anasayfa / yazılarım / HAZİRANDA GİDENLER

HAZİRANDA GİDENLER

 

                Her ölüm bir yaprak dökümüdür. Haziranların birinde kaybettiğimiz iki şair de, güzel insanlardı. Abdurrahim Karakoç ve Cahit Zarifoğlu’ndan bahsediyorum. Haziranların birinde kaybettiğimiz iki ayrı ustadan söz etmek istiyorum. İkisi de şiirin bir cephe ustasıydı. Milli ve dini damardan yazan iki ünlü ustadan konuşmak istiyorum. Duyarlılıkları dolayısıyla düşünce havzaları aynı olan şairlerimizin, imge ve hayal unsurları ayrıdır oysa. Zarifoğlu ikinci yeniye yakın ve evrensel çizgide İslam’ı anlatırken, Karakoç biraz daha sesli ve dini-milli şiire imza atardı. Buna rağmen ikisi de aynı dünyaya yüzünü dönmüş vaziyette yaşamışlardır.Ses tonu farklı, muhtevası aynı iki şair portremiz. Yerli, dini, protest tarzıyla nfk’ya yakın duran Karakoç; naif tarzıyla Sezai Karakoç’a yakın duran bir İslamcı şair Zarifoğlu. Durum budur. Sonuçta iki şairimiz de İslamî duyarlılığın şiirini resmeden adamlardır.

Rahmetli Abdurrahim Karakoç, milliyetçi ve sesli, yerli düşünceleri hasebiyle, bir düşün adamı formatındaydı. Kimileri onu sert bulur, okumuş gibi yapardı. Ben okuyanlardanım. Gençliği soğuk savaş koşullarında geçen Karakoç, yaşadığını şiir kavgalarına çeviren adamdı. Politik hicivlerinin fazlalığı buradan gelir. Oysa Zarifoğlu’nun şartları daha bir alana ve mücadeleye dönüktür. Kimse Afaganistanı bilmezken, şiirinin coğrafyasını İslam dünyasına çeviren bir Zarif adam vardır. Anadoluyu, Turanı gezen Karakoç yerli bir havzada ve özel yazar. Yeryüzüne bakış atan Zarifoğlunun ayağı Anadolu’da kalbi dünyadadır. İkisi de İslamî renk ve duyuşta şiirler yazar oysa. Demek ki gönül ve irfan dünyaları aynı. Hak Yol İslam Yazacağız şiiriyle Karakoç ve Bir Değirmendir Bu Dünya diyen Zarifoğlu, aslında aynı çizgide konuşan iki mütefekkirdir artık. Biri sesli ve açık, diğeri derinden ve ince söyleyen aynı ustalar.

İki şairimizin beslendikleri havza aynı olmasına rağmen, şekil ve üslupta ayrı yerlere düşerler. Karakoç, milli nazım ve vezinlerle yazarken; Zarifoğlu biraz daha serbest ve ikinci yeniye yakın şiir noktasında yazar. Serbest tarzda yazan Zarifoğlu iyi bir İslamcı olmasına karşılık, şiirini batı formatında ve esnek bir yapıda kurar. Karakoç şiiri biraz daha halk edebiyatına ve yerli duruşa yakındır. Zarifoğlu şiiri esenek, yumuşak bir o kadar da müphemdir. İşaret Çocukları şiiri gibi. Karakoçsa, şiirinde çığıran ve kavga eden bir üsluba yakındır. Hasana Mektupların dizeleri gibi. Karakoçun şiiri ne kadar açık seçikse, Zarifoğlu şiiri o kadar ironik ve bir o kadar da kapalıdır. İki şairin de manevi dünyası ve beslendikleri yer aynıdır. Yerli, milli ve çağa uygun bir yerde durmak. Buluştukları yeri iyi anlarsak, şairlerimizi daha iyi anlarız diye düşünüyorum.

Karakoç’un şiiri beste ve güfteye yatkın bir formdadır. Bir çok şiiri de bestelenmiştir. Mihriban ve onlarca şiiri gibi. Yani onun şiirinde ses vardır. Şiirinde hareketli armoni onu bu konuda rakipsiz kılar. Zarifoğlu şiiri her ne kadar kapalı ve sofist bir yapıda olsa da, ritmik metinlerdir. Çocuklar için yazdığı serçekuş ve katıraslan metinleri buna iyi bir örnektir. Şiirlerindeki evrensel İslami hüzün, onu İslamcı şairler arasında ayrı bir yere koyar. Onun sinemaya olan ilgisi de buradan gelir. Resim gibi şiirlerin ozanıdır o. Kuru bir itikat şairi değildir. Karakoç da öyledir. Şiiriyle kavga eden ozan, aslında bir gönül adamıdır da. Eli para görememiş  şairlerimizdendir Karakoç. Ülke meselelerini aynı tatla seslendiren şairlerimiz farklı tonla, hemen hemen aynı şeyleri anlatabilmişlerdir. Onları günümüze bırakan duyarlılık, aynı zamanda ilkeli bir dava adamı olmalarıdır.Kısacası onlarda metal yorgunluğu yoktu!

Karakoç ve Zarifoğlu nesirde de ayrı tellerden yazan adamlardı. Yazdıkları gazetelerin dil ve üslubundan bile bunu anlarız. Bir gür sesli vakit gazetesinde; diğeri, entelektüel ve dingin Yenidevir Gazetesinde. Karakoç, sonra akit olacak gazetede sert ve köşeli politik yazılar yazarken; Zarifoğlu; Nabi Avcı, İsmet Özel, Rasim Özdenören gibi şahsiyetlerle Yenidevirde kalemdaşlık ederdi. Kalabalık yazar ortamı ve arkadaş gurubu, sonraları “yedi güzel adam” formatıyla karşımıza çıkacaktır. Zarifoğlu kitabına yedi güzel adam derken belki de bu yazma ve düşüne ortamına vurgu yaptı. Sonraları bu yedi güzel adam, ne güzel işlere yoldaşlık etmedi ki. Karakoç, vakitte günlük siyasi fıkralarıyla kitleleri hop oturup hop  kaldıran bir kalemşördü. Mesela, Muhsin Yazıcıoğlu ve siyasi ekibi, Karakoçun siyasi telkinli yazılarından çok etkilenmiştir ya da beslenmiştir diye düşünüyorum.

 

 

 

 

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>