Son Haberler

NAZIM HİKMET-PEYAMİ SAFA KAVGASI -III-

Geçen haftalarda seri halinde çıkan iki yazımızla bu kavgayı gündeme taşımıştık. İlkyazımızda bu iki yazar-şairin dostluklarını irdelemiştik. İkinci yazımızda ise, Peyami Safa ile Nazım Hikmet arasında başlangıçta dostluk şeklinde başlayan ilişkilerin git gide bozulmaya başladığını ve bu dostluğun yerini, kalem kavgası ile kötü bir noktaya doğru yol aldığını görmüştük. Bu yazımızla inşallah konuyu tamamlayarak kavgaya son noktayı koymuş olacağız. Ağır ... Devamını Oku »

NAZIM HİKMET-PEYAMİ SAFA KAVGASI -II-

Geçen haftaki yazımızda, Peyami Safa ve Nazım Hikmet arasındaki kalem kavgasını işlemiştik. Bu hafta, aynı konuya devam ederek ikilinin arasında olup bitenleri anlatacak ve kavgaya taraf olmaksızın olduğu gibi bu durumu paylaşmaya çalışacağız. Onlar kavga etseler bile, birbirlerine düşman gözüyle bakmaz, en azından birbirlerini sevmeseler de kılıçları hemen kınından çıkarıp meydan kavgası yapmazlardı. Kaldı ki, Nurullah Ataç, Nâzım Hikmet, Peyami ... Devamını Oku »

PEYAMİ SAFA – NAZIM HİKMET KAVGASI -I-

Geçmiş dönemlerde edebiyatçılar arasında meydana gelen kavga ve düellolardan çıkarılacak birçok dersler vardır. Bizim yapmamız gereken, geçmişe gidip bu kavgaya karışmak değil, kavganın nedenlerini, sonuçlarını ve günümüze yansımalarını anlayıp değerlendirmektir. Bu kavgalardan biri de iki ünlü yazar olan Peyami Safa ile Nazım Hikmet arasında cereyan eden kavgadır, Peyami Safa: (1899 -1961) yazar ve gazeteci… Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noralıya’nın Koltuğu ... Devamını Oku »

SEZAİ KARAKOÇ

Bulgucu adam. Belki de ülkemizde tek bulgucu. Çok daha yetenekli bir Mehmet Akif’in tinsel görüntüsüyle adamakıllı dürüst bir Necip Fazıl’ınkini iç içe geçirin, yaklaşık bir Sezai Karakoç fotoğrafı elde edebilirsiniz. Türkiye’de, özellikle sağın, özellikle de mukaddesatçı kesimin içinde yalnız. Bir başına. Hiçbir ortaklığa girmez. Dışarıda ve yukarıdadır. Düşüncesini de, öfkesini de hemen ortaya koyar. Ama yalnız olması yalnız kalma anlamında ... Devamını Oku »

PİÇ

Ah Mısır! Bazı Türkler oraya eğlenmeye, hava değişimine giderler! Bilmem o hayata, o manzaraya nasıl tahammül ederler? Ciğerlerine milyonlarca verem mikrobu saldırmış üzgün ve halsiz yatan bir hastanın başucunda hiç eğlenilir, hiçbir yaralının akmış ve daha kurumamış kan selleri üzerinde badeler içilir, keyifler çatılır, naralar atılır mı? Ben, mümkün değil bir hafta oturamam. Geniş ve otomobil dolu caddeler, heykelli meydanlar, ... Devamını Oku »

KURUCULAR MECLİSİ

Hüseyin Nihâl ATSIZ 1040 yılında kurulan “Batı Türkeli”nin yani Türkiye’nin cumhuriyet çağı gerçekten bir cumhuriyet değildir. 14 Mayıs 1950’de gerçek bir cumhuriyet kurulmuş ve meşru bir hükümeti iş başına gelmişse de bu hükümet, devlet idaresini gayrı-meşru bir hükümetten devraldığı için büyük güçlükler içindedir. Bu güçlükler yeni hükümetin beceriksizliğinden yahut işlerin çapraşıklığından değil, meşru hükümetin gayrı meşru hükümete halef olmasından ve ... Devamını Oku »

SEZAİ KARAKOÇ VE CEMAL SÜREYA

Ayrı ayrı dünyalara ait ve ayrı ayrı uçlarda yer alsalar da Sezai Karakoç ile Cemal Süreya’nın ilginç ve bir o kadar da uzun bir arkadaşlık serüvenleri vardır. Cemal Süreya (Seber), Sezai Karakoç’un Mülkiye’den (Siyasal Bilgiler Fakültesi) sınıf arkadaşıdır. Şiirimizde “II. Yeni” diye adlandırılan ve bilinen bir kuşak içinde isimleri geçen iki önemli şair ve sıra arkadaşı… Aynı mesleği, yani maliyeciliği ... Devamını Oku »

AHMED ARİF-NECİP FAZIL-SEZAİ KARAKOÇ VE 33 KURŞUN

33 vatandaşın Kurşuna Dizilmesi:33 vatandaşı, ceberûti bir idarenin sürdüğü, tek parti iktidarının ve her şeyi teke döndüren bir anlayışın egemen olduğu 1943 yılında, tepeden keyfi bir emirle kurşuna dizdirip te 2000 yıllarına doğru kahraman olarak ilan edilen bir orgeneral (Mustafa Muğlalı) ve ortaklarına bağlı olay üzerine çok şey yazılıp çizilmiştir. Fakat bunları detayı ile incelediğimizde başta Necip fazıl olmak üzere ... Devamını Oku »

BÜLBÜLÜN BAĞ GEZMESİ YAHUT HAYATA DAİR BİR DENEME

Çün sana gönlüm mübtelâ düştü Derd ü gam bana aşina düştü Niyazi Mısri   İnsanlardaki zihin ve ruh halinin homojen ya da hetorejenliğinin konuşmalarda kolaylıkla ve çabucak dile geliyor oluşu şaşırtır. Öncelikle neleri anlam edindiğinize bir bakın ve hangilerini anlayıp hangilerini anlamlandıramadığınızı görün; aklınıza geldikçe hangilerinin sizi hoşnut ettiğini, hangilerinin acı verdiğini. Sonrasında mümkünse anlamadıklarınızı düşünün. Anlam; anlamanın kendisidir, onu ... Devamını Oku »

BİR AÇIK İSTİHBARAT ALANI OLARAK SOSYAL MEDYA

                  Sosyal medyanın kendisi bir sorun haline geldi. İyi bir iletişim ve buluşma mecrası olması gereken ortam, tam bir iftira ve tezvirat alanı haline gelmiş durumda. İnsanların iletişimi arttıkça, alanın kirliliği de artmakta. Sosyal medya, aslında bakir ve güzel bir alandır. Mecmua gibi, kitabî olması gereken alan, tam bir sahte cennete dönmüş durumdadır. Sosyal medyanın mezbelelik haline bir bakalım. ... Devamını Oku »