Son Haberler

ŞİİRİN SULARINDA GEZERKEN

  “Çün İstiklal buldun saltanatta/Adalet eyle daim memlekette” Devlet büyüklerimizden açtığımız şiir incilerimizi Orhan Gazi’nin sosyal muhtevalı dizeleriyle sürdürelim. Saltanata hakim olduğunda, bir başka anlatımla, yönetici olduğun zaman adaletten ayrılma diyor şairimiz. Devlet adaletle kaimdir demeye getiriyor. Öyle değil mi? Adaletin hakim olmadığı yerde istiklal ve istikbal kaygısı vardır. Yani sultanın hükmü de, adaletle oluşur. Yönetimin esası adalettir diyen ve ... Devamını Oku »

ŞİİRİN ATLASINDA GEZERKEN

                  Şairlerin şiirlerini gezerken , sizi sürükleyen dizeler vardır . Şiir antolojilerini atlas olarak düşündüğünüz zaman , aklınızda kalan kalıcı dizeler vardır . Ben onlara tekerleme ya da aforizma olmuş (vecize )mısralar gözüyle bakarım . Mutlaka bir yere de not almışımdır . Ne zaman kullanacak olsam , şairin o dizeleri mutlaka aklıma düşer . Şairi o şiirlerinden hatırlarız desek ... Devamını Oku »

İNSANLARI NE ZAMAN İYİ TANIRIZ?

                  İnsanları tanımamın yolu, onlarla ilişkiye girmekten geçiyor. İnsan ilişkidir diyen Marks haklıdır. Ne kadar ilişki, o kadar insan tanıma, bütün mesele budur. Tecrübelerim göstermiştir ki, ilişkinin de türleri var. Yani bir ilişki, insan tanımaya yetmiyor. İç içe girmiş ilişkiler yumağı mevcut. Bunların sonucu da tanımalarınızı artırıyor. Siz kendinizi tanıdığınızda, birincil ilişki biçimi başlıyor. Önce kendimizi tanımakla başlıyor herşey. ... Devamını Oku »

KİBRİN MODERNLİĞİ YOKTUR

KİBRİN MODERNLİĞİ YOKTUR             Modern insanın kibirle imtihanı sürüyor. Kim makam sahibi olsa, koltuk onun altında yer değiştiriyor!Oysa koltuk nesne, insan öznedir. Makamını âli görmeyenler de mesele yok. Mesele, kibirden gözü kararan eziklerde. Kibrin nemenem bir şey olduğu şeytanda tezahür etmiştir.Habil Kabil olayında görülmüştür. İnsanoğlu kadim hadiselerden ders alsaydı, bugünkü kibir fetişleri olmazdı diye de düşünürüm. Adamın makama oturmasıyla, kibir ... Devamını Oku »

O ANLAMADI

  Lodostur, esince sert eser, dedim Üşürsen yüreğin buz keser, dedim Yabanla gezersen yâr küser dedim Dediklerim oldu, o anlamadı. Umuttur her eve tüten bacalar Çürük tekne sığ suda da bocalar Çileden çıkaran bu “acaba”lar Beni de tüketti, o anlamadı. Erinde-gecinde havuz boşalır Ortada kupkuru bir yalak kalır Sevgi azaldıkça göğsün daralır Dedim… dedim amma o anlamadı. Umut bağlanmaz ki ... Devamını Oku »

MAVİSİDİR YAŞAMAK

  Denizin dinlendirici mavisi, kumun sıcacık ortamı bizim için engin bir özellikti. Giresun’da yaşamak, denizin ve kumun kucağında büyümekti. Çerkez’de, Ada’da, Uluburun’da, Ayvasıl’da deniz yapmak tabirimiz vardı. Arkadaşlarım, deniz size ne yapar derdi?  Gerçekten de,  denizin bize ne yaptığını bilmeden yaşardık! Meğer, kum ve deniz bizi uçururmuş. Denizin ve kumun bizi nerelere sürüklediğini şimdi daha iyi kavrayabiliyorum. Deniz sizi engin ... Devamını Oku »

VATAN MAKALESİ

…. Süt çocukları beşiğini, çocuklar eğlendiği yeri, gençler geçimlerinin sağlandığı yeri, ihtiyarlar dünyadan ellerini-eteklerini çektikleri yalnızlık köşelerini, evlat anasını, baba ailesini ne türlü duygularla severse insan da vatanını öyle duygularla sever. Bu duygu, yani vatana gönülden bağlanma ve onu sevme; sebepsiz yere, sırf insanın tabiatından gelme bir istek değildir. İnsan vatanını sever. Çünkü, Allah’ın insanlara bahşettiği şeylerin en azizi olan ... Devamını Oku »

ABDULHAMİD HAN-GÖKSULTAN

  (H. Nihal ATSIZ) Toplumun en büyük haksızlığa uğramış tarihî şahsiyetlerinden biri, II. Abdülhamid’dir. Kendisinden önceki devirlerin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, en güvenebileceği adamların ihanetine uğrayan ve dağılmak üzere olan içi dışı düşman dolu bir imparatorluğu 33 yıl sırf zekâ ve hamiyeti ile ayakta tutan bu büyük padişahı katil, kanlı, müstebit, kızıl sultan, cahil ve korkak olarak tanıtılmış, daima aleyhinde ... Devamını Oku »

HAKİKAT

Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıdı der ne yersin kozumu. Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım Nedir diye sorana, bandım verdim üzümü. İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş Becit becit ısmarlar gelsin alsın bezini. Bir serçenin kanadın kırk katıra yüklettim Kırk çift dahi çekmedi kaldı şöyle yazılı. Bir sinek bir kartalı kaldırdı urdu yere Yalan değil gerçektir ... Devamını Oku »

ARABALAR BEŞ KURUŞA

Akşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti. Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak tahtanın arasına çivilenmiş dört çubuktan ... Devamını Oku »