Son Haberler

EY ŞEHİR DİNLE BENİ

              Avm ve Atm arasındaki  ilişkiyi yazdığım zaman, cafe ve avm arasındaki ilişkiyi analiz edeceğimi hiç düşünmemiştim.Artık şehirlerin iki çağdaş ve modern mekanı var.Atm üzerine konuştuğumuz kadar,cafe üzerine konuşmadık.Avmler ne kadar eski hanların ya da kervansarayların konseptiyse,cafeler de kahvehanelerin yeni versiyonudur.Cafeler kanın yeni hayata ve ekonomik alana  dönüşünün adıdır.Cafeyle kahvehanenin farkı, Cafe’nin  kadınları- kızları şehir hayatının içine taşımasıdır.Kadınlar- kızlar, ... Devamını Oku »

ALLAHA VE BİZE DAİR

Allah ne kadar büyüktür, Ekinlere güneş verir çocuğum. Beni mavi sabahlara devreder, Mavi güller gibi uykum. Allah ne kadar büyüktür, Kuşlar gönderir dallarımıza. Karanlıklar kalbe dolduğu vakit, Nasibi terk ederiz bir yıldıza. Allah ne kadar büyüktür, Yol verir gemimize denizler üstünden. Garip sonsuzluklar duyarız Sular akarken, bulutlar yürürken. Ve Allah ne kadar büyüktür çocuğum, Şükrolsun ruhumuz şimdi. Nihayetsiz asırları içinde ... Devamını Oku »

GİBİ:EYLÜL GELDİ

İnsanı canından bezdiren, hiç bitmeyecekmiş gibi gözdağı veren, tam bitti denilen yerde yeniden başlayan kavurucu bir yazdan da serinlik ve selâmetle sıyrılmak mümkünmüş. Ufkun üzerinde kurşuni renkli bir süvari alayı. “Caddelerde rüzgâr”lı ilk sonbahar şarkıları. Siyah beyaz kısa bir film. Kestanecinin Ekim’e hazırlanan isli “lüküs lâmbası”. İlk yağmur damlası, ilk üşüme, ilk hırka. Bir şehri terk etmemek için sebepler risalesine ... Devamını Oku »

ÜZÜLME

                  Üzmeyi ve üzülmeyi yaşam biçimi haline getirmiş insanlarla yaşıyoruz.Ben de diyorum ki,üzülmeyiniz.Siz üzüldükçe,üzülmeyi ideoloji haline getirebilirsiniz.Aslın da üzülmek de bir vakadır!Lakin, sizi üzenlerin ekmeğine yağ sürecekse,üzülme derim.O kadar çok üzülüyoruz ki,sanki üzülmek bir felsefe meselesi olmuş!Bazen bizi üzenleri de sevebiliyoruz!Yani celladını sevmek gibi bir şey.Ne olur sizi üzenleri ve üzülmenize vesile olanları sevmeyin.En azıdan onlara buğz ediniz.Çünkü üzmek ... Devamını Oku »

YUNUS EMRE ŞERHİ

Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıyıp der ne yersin kozumu İlk beyitten murad olunan, her amelin ağacının belli bir meyvesi olduğudur. Zahirde her meyvenin belli bir ağacı olduğu gibi, aynı şekilde, her amelin kendine özgü bir aleti vardır, onunla ortaya çıkar. Örneğin, zahir ilminin ortaya çıkma aleti dilbilgisi, mantık, adab, kelam, maâni, usul, hadis, tefsir, felsefe, matematik ... Devamını Oku »

ÇINAR

  Hani bir gün seninle Topkapı’dan Geliyorduk, yol üstü bir meydan Bir çınar gördük: Enli, boylu, vakûr Bir ağaç; hiç eğilmemiş, mağrûr Koca bir gövde; belki altı asır, Belki ondan da fazla, dalgın, ağır, Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş; Öyle serpilmiş, öyle yükselmiş, Ki civarında kubbeler, damlar Onu haşyetle seyreder gibidir. Duyulan onun hep menâkıbidir. Görülen hep odur uzaklardan; Fakat ... Devamını Oku »

EDEBİYAT OKUMALARI -KİTAPLAR

AKALIN, Mehmet (1988): Tarihî Türk Şiveleri, TKAE Yayınları, Ankara. AKAY, Hasan (1998): Servet-i Fünun Şiir Estetiği; Kitabevi Yayınları, İstanbul. AKSAN, Doğan (2009): Anlambilim, Engin Yayınevi, Ankara. AKSAN, Doğan (2009): Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yay., Ankara. AKTAŞ, Şerif (2000): Roman Sanatı ve Roman İncelemesine Giriş, Akçağ Yayınları, Ankara. AKYÜZ, Kenan (1995): Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İnkılâp Yayınevi, ... Devamını Oku »

SORMA HOCAM

Bana sual sorma, cevap müşküldür, Her sırrı ben sana açamam hocam. Hakkın hazinesi darı değildir, Cami avlusunda saçamam hocam. Kayd-i âhiretle düşmem mihnete, Ben burda memurum şimdi hizmete, Hayvan otlatırken gidip cennete, Sana hülle donu biçemem hocam. Miracı anlatma, eşek değilim, Bildiğin kadar da melek değilim, Günahkâr insanım, ördek değilim, Bu ağır gövdeyle uçamam hocam. Halka korku verme velvele salıp, ... Devamını Oku »

BALLAR BALINI BULDUM

  İçinde yaşadığı zevk çamurundan kurtulup, berrak sular¬da yıkanmak ve bir daha kirlenmemek üzere vicdanına ve onun zamanı aşan ebedî kanunlarına vefalı kalmak isteyen¬lere nasıl imrenilmez? Elbette temiz lekeliden; sağlam, çürümek üzere olandan; kuvvetli sıskadan; inanan ve mesut olan, imansızdan, ümit¬sizden daha güzel ve asildir. İnanan mesuttur; hiçbir şeye bağlanmayan; ilk önce ken¬dine inanmaz, sonra şikâyet eder. Doğrusu, hiçbir şeye ... Devamını Oku »

GİRESUN’UN ALBENİSİ

                  Bin dokuz yüz seksenden beri Giresun dışında yaşayan birisi olarak,yeşil Giresun’a olan düşkünlüğümün nedenlerini hep sorgulamışımdır.Acaba bizi bu kente meftun eden şey nedir?Niçin Giresun deyince içimiz kıpır kıpır olur?Aslında sorunun cevabı içinde gizlidir.Ahir ömrümüzün büyük bir kısmını Giresun’da geçirmememize rağmen,niçin Giresun sevgisi bizi bu kadar teslim almıştır?Cevap gayet  basittir:Biz gençliğimizi bize bahşeden şehre aşığız.Doğduğumuz günden başlayarak bize yarenlik ... Devamını Oku »