Son Haberler
Anasayfa / afilli

afilli

KURUCULAR MECLİSİ

Hüseyin Nihâl ATSIZ 1040 yılında kurulan “Batı Türkeli”nin yani Türkiye’nin cumhuriyet çağı gerçekten bir cumhuriyet değildir. 14 Mayıs 1950’de gerçek bir cumhuriyet kurulmuş ve meşru bir hükümeti iş başına gelmişse de bu hükümet, devlet idaresini gayrı-meşru bir hükümetten devraldığı için büyük güçlükler içindedir. Bu güçlükler yeni hükümetin beceriksizliğinden yahut işlerin çapraşıklığından değil, meşru hükümetin gayrı meşru hükümete halef olmasından ve ... Devamını Oku »

BÜLBÜLÜN BAĞ GEZMESİ YAHUT HAYATA DAİR BİR DENEME

Çün sana gönlüm mübtelâ düştü Derd ü gam bana aşina düştü Niyazi Mısri   İnsanlardaki zihin ve ruh halinin homojen ya da hetorejenliğinin konuşmalarda kolaylıkla ve çabucak dile geliyor oluşu şaşırtır. Öncelikle neleri anlam edindiğinize bir bakın ve hangilerini anlayıp hangilerini anlamlandıramadığınızı görün; aklınıza geldikçe hangilerinin sizi hoşnut ettiğini, hangilerinin acı verdiğini. Sonrasında mümkünse anlamadıklarınızı düşünün. Anlam; anlamanın kendisidir, onu ... Devamını Oku »

APTALLAR CUMHURİYETİ

Aptallar Cumhuriyeti I.Müslümanlık başlı başına bir ‘üstünlük vesilesi’ olamaz. Bir insanın inancının olması ile iş ve sanat, yetenek ve ahlakı arasında doğrudan ve tam bir illiyet bağı olamaz. Bin yıllardır Müslüman olmanın bütün diğer din ve inançlardan üstün olmayı getirdiği iddialarını dile getirdik. Oysa sarhoş bir adam ayık saatlerinde mesleğini daha kaliteli icra edebilir. Birinin Müslüman olması, hayatında bir damla ... Devamını Oku »

BATININ AHLAKINI ALMAK

  Türkiye’de yerlilik/millilik hem mevcut cephelerden birine dâhil olmak, hem dünya koşullarından soyutlanmış bir ülke inşa etmek anlamına gelir. ‘Türkiye güçlü bir ülkedir, eski ihtişamlı fetih dönemlerini gerçekleştirecek potansiyeli var!’ kabulüne yaslanır. Böyle olunca ülkede karşıt fikirlerde olanları tehdit gördüğü gibi diğer ülkeleri de Türkiye aleyhinde savaşa girmiş düşman olarak algılar. Hatta bireysel hayatında bile ait olduğu kesimlerin dışındaki insanların ... Devamını Oku »

PANDEMİDE ZAMAN:USUL USUL

  18 Nisan 2020 Kemal Sayar Pandemi zamanı diye bir şey var. Ağır aksak ilerleyen, yavaş akan bir zaman. Günlerin birbirine karıştırıldığı, bugünle yarın arasında önemli bir fark olmadığı, yavaşladığımız, durağanlaştığımız bir zaman. Bu zaman, kendini oyalama kabiliyeti olmayan insanlar için çok sıkıcı bir süreç haline gelebilir. Fakat bütün mesele de zaten insanın kendini oyalayabilmesindedir. Pascal’in çok sevdiğim bir sözü ... Devamını Oku »

HİÇ GÜLMEYEN ADAM

Bir zamanlar pek çok evlere, hizmetkârlara ve türlü zenginliklere sahip bir adam varmış. Günün birinde vadesi dolmuş ve ardında genç bir oğul bırakarak bu dünyadan göçüp gitmiş. Gün gelip de oğul yetiştiğinde, babasından kalan mirası; malı, mülkü, olanca zenginliği bitirene kadar eğlenceye, yeme içmeye, raksa, cömert hediyelere harcamış. Ta ki kendi yanında çalışanlarla birlikte çalışmaya başlayacak ölçüde yoksullaşana kadar. Yıllar ... Devamını Oku »

EDEBİYAT ÇETELERİ

27 Nisan 1995 Önce şu bir gerçek: İnönü Cumhuriyeti’nde, ‘iktidarın’ kayırdığı sanatçılar olmuştur! Atatürk’ten sonra, bir sanat ve kültür devri başlattığını ilân eden İnönü totaliterliği, üç ayrı edebiyatçı grubunu tek partinin nimetlerinden yararlandırıyordu: Aralarında hiç geçinemeyen bu gruplardan ilki, Ataç, Garipçiler (Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat), Milli Eğitim Bakanlığı etrafındaki Sabahattin Eyuboğlu, Vedat Günyol, Azra Erhat, Ha- likarnas Balıkçısı, ... Devamını Oku »

TÜRKÜ HİKAYESİ

Yaşar Küçük hocamın derlemesi “GADİROĞLU” Gadiroğlu, aslen Şalpazarı nın Kabasakal köyündendir. Gadiroğlu nun maceraları yaylacılık geleneği ile yakından ilgilidir. Başından geçenlerin çoğu yayla yollarında cereyan etmiştir. O yıllarda Beşikdüzü Uğuz köylüleri ile Eynesil’e bağlı Ören köylüleri arasında MERA kullanımı yüzünden anlaşmazlık vardır. Uğuzlular , Gadiroğlu nun nüfuzundan yararlanmak isterler. Örenliler, Uğuzluların bir tabancasını almıştır. Uğuzlular, tabancayı almak için Gadiroğlu nu ... Devamını Oku »

NİÇİN EDEBİYAT OKURUZ?

Edebiyat, tarih, coğrafya dersleri okutmakla güdülen gayelerden birisi de, gençlere, millet ve yurt sevgisi aşılamaktır. Bu işin hiç yalan söylemeden, gerçekleri değiştirmeden yapılması gerektir. Çünkü yalancılık üzerine kurulmuş yurtseverlik olamayacağı gibi, gerçeklerin değiştirilmesinden de hiç bir erdem doğmaz. Çocuklar, kendi edebiyatlarını ve tarihlerini okurlarken düşünürler, muhakeme yaparlar, sevinirler, kızarlar, beğenirler, tenkit ederler; fakat sonunda bütün zaferler ve bozgunları ile iyi ... Devamını Oku »

ASLAN SÜTÜ

“Aslanın vücudu, yediği hayvanlardan mürekkeptir”. Valery’nin, şairin, kendinden önce gelen şairlerle ilgisini anlatan bir sözü. Fakat bu söz, şiir dışı alanlarda da geçerli. Hele devletler arasındaki tek prensip bu, fiilen. Aslanın vücudu böyle. Ama ruhu? İşte o, tam kendine mahsustur. Aslan, her şeyden önce kendini ormanların başı olarak bilir. Buna inanır ve bunda samimîdir. Demek ki aslan olmanın birinci şartı, ... Devamını Oku »