Son Haberler

BATININ AHLAKINI ALMAK

  Türkiye’de yerlilik/millilik hem mevcut cephelerden birine dâhil olmak, hem dünya koşullarından soyutlanmış bir ülke inşa etmek anlamına gelir. ‘Türkiye güçlü bir ülkedir, eski ihtişamlı fetih dönemlerini gerçekleştirecek potansiyeli var!’ kabulüne yaslanır. Böyle olunca ülkede karşıt fikirlerde olanları tehdit gördüğü gibi diğer ülkeleri de Türkiye aleyhinde savaşa girmiş düşman olarak algılar. Hatta bireysel hayatında bile ait olduğu kesimlerin dışındaki insanların ... Devamını Oku »

NE İŞİMİZ VAR SİYASETİ?

                  Politika üretmeyen, siyasetsiz adamların en popüler cümlesi budur. Aslında  siyasetsizlik kokan da bir cümledir. Ülken için bir şey  yaptığında, ne işin var kardeşim, boş ver diyenlerin klasik cümlesi budur. Biraz da tembellik içeren bir cümledir.Ne işimiz var demek, hiçbir iş yapmayalım demektir. Dünya siyasetinden çekildiğimizden beri, bu cümleyle kayıtlanmış ezikler var:Beyrut’ta, Suriye’de, Libya’da, Kafkasya’da, Balkanlarda ne işimiz var ... Devamını Oku »

AYASOFYA HİTABESİ

Gençler!.. Ayasofya üzerinde çok lâf ettik! Ama lâfta bile onu tasarruf edebilmiş, mülkiyetimiz altına alabilmiş değiliz! Bana öyle geliyor ki, yalnız mânayı anlasak, yalnız onu yerine getirebilsek, Ayasofya’nın kapıları sabır taşı gibi çatlar, kendi kendisine açılır. İsterse açılmasın; ondan sonra herşey, küçük bir tatbikat işinden ibaret kalır. Biz kimden, neyi istiyoruz. Yemen’den Viyana’ya Fas’tan Kafkasya’ya kadar en aşağı 10 milyon ... Devamını Oku »

GÖZÜNAYDIN AYASOFYA

                  Mekanlara özgünlük katan şey, yüklendiği tarihsel misyondur. Amasya’daki Sultan Bayezit Camisi gibi, Ayasofya Camisi de bir misyona sahiptir.Ayasofya,sadece bir cami değildir. Doğu Roma İmparatoru Fatih’in fetih sembolüdür. Bayezit Camii nasıl selatin camisiyse, Ayasofya Camisi de fethin anahtar mekanıdır.Gençliğimiz Ayasofya açılacak, zincirler kırılacak sloganıyla geçti. Demek ki Ayasofya, tarihsel bir değere sahipti.Ayak oyunlarıyla ve sahte bir imzayla kapatılan Ayasofya, ... Devamını Oku »

MİLLİ TETEBBULAR MECMUASI ÜZERİNE NOTLAR

      “İslâm medeniyetine ve Türk harsına ait, din, ahlâk, hukuk, iktisat, lisâniyât, bedîiyât, fennîyât, bünye-i içtimâiye-i tetkikât” alt başlığı ile çıkan derginin müdürü Köprülüzâde Mehmed Fuad’tır. İstanbul’da Âsâr-ı İslâmiye ve Milliye Tetkik Encümeni tarafından Mart/Nisan 1331 – Teşrînisâni/Kânunuevvel 1331’de (MayısHaziran 1915-Ocak/Şubat 1916) tarihlerinde basılan dergi iki ayda bir neşrolur. Rauf Yekta, Martin Hartmann, Barthold ve Ziya Gökalp derginın ... Devamını Oku »

AKREBİN KISKACINDA BİR ADAM: NECİP FAZIL

Nurullah Çetin Vefatının 37. yıldönümünde Necip Fazıl anılıyor. Necip Fazıl, çok tartışılan talihsiz bir şair. O özgün bir fikir adamı, ideolog ve filozof değil sadece iyi bir şair ve iyi bir polemikçidir. Belki üzerinde en fazla farklı yargıların verildiği, zıt kutupların ideolojik kavga vesilesi kıldığı, övgülerin ve sövgülerin kendisine yağmur gibi yağdığı, kendisine nefret ve sevgilerin zirve yaptığı bir garip adamdır. ... Devamını Oku »

KENDİNİ BİLMEK

                  Hakikatin kapısından geçmenin yolu, kendini bilmektir. İletişimin de ilkelerinden olan kendini bilmek, zor  ve meşakkatli bir yoldur. İnsan kendini arayan bir varlıktır.İnsanın kendisi olmasına engel, yine kendisidir. Kendi olma hali, basit bir arayışın da adı değildir.Kendini bilmekle geçer insan ömrü.İnsan arayışı olan bir varlıktır.İnsanın arayışı üzerine, onlarca eser kaleme alınmıştır.Filozofik eserlerin çoğu, bu arayış adına yapılır.Kendini bilmek zor ... Devamını Oku »

EDEBİYAT NEYE YARAR?

                  Çok sorulan bir sorudur, edebiyat neye yarar?İçinde çıkar barındıran bir soru!Rahatsız edici  de. Cevap isteyen de bir soru. Edebiyat işlevseldir. Her ne kadar eğlence aracı, fikir ya da anlama bütünlüğü olarak görülse de. edebiyatın neye yaradığı sorusu, hep tartışıla gelmiştir.Edebiyata yarar değil de, onun size ne kattığına bakarak anlam vermek, daha doğrudur.Buradan baktığınızda, edebiyat; sorumluluk isteyen, insanları geliştiren, ... Devamını Oku »

KAHT-I RİCAL

                  Eskilerin; yancılığa, torpile, liyakatsizliğe verdiği isim kaht-ı ricaldir. Bugün, tavassut ve tabasbusla anlatılan durum. Aslında devlet bürokrasisi liyakate dayanır. Liyakatin en büyük düşmanı yine kaht-ı ricaldir. Senin adamın, benim adamım meselesi budur. Modern devlet nizamı, liyakatsiz sadık tiplerden ziyade, üretken ve çalışkan insanlar üzerinden yükselir.Paralel devletçikler ya da sovyetik memur sadakati, kaht-ı rical neticesinde oluşur. Buna parti adamlarıyla ... Devamını Oku »

KİMDİM

Tufanlar, alevler beni bir kal’a sanırdı; Taçlar uçuşur, dalgalanır, parçalanırdı. Kahhâr atımın kanlı, kıvılcımlı izinde; Bir başka denizdim ebediyyet denizinde. Çarpardı göğün kalbi hilâlin avucunda; Titrerdi yerin talihi merminin ucunda. Günler, elimin çizdiği yerlerden akardı; Üç kıt’ada korkunç atımın izleri vardı. Üstünde uçarken o nişîbin bu firâzın, En şanlı, şehâmetli hükümdarına arzın. Tek bir bakışım sanki inayetti, keremdi; İklîli hediyyemdi, ... Devamını Oku »