Son Haberler
Anasayfa / Etiket Arşivi: hikaye

Etiket Arşivi: hikaye

PİÇ

Ah Mısır! Bazı Türkler oraya eğlenmeye, hava değişimine giderler! Bilmem o hayata, o manzaraya nasıl tahammül ederler? Ciğerlerine milyonlarca verem mikrobu saldırmış üzgün ve halsiz yatan bir hastanın başucunda hiç eğlenilir, hiçbir yaralının akmış ve daha kurumamış kan selleri üzerinde badeler içilir, keyifler çatılır, naralar atılır mı? Ben, mümkün değil bir hafta oturamam. Geniş ve otomobil dolu caddeler, heykelli meydanlar, ... Devamını Oku »

HİÇ GÜLMEYEN ADAM

Bir zamanlar pek çok evlere, hizmetkârlara ve türlü zenginliklere sahip bir adam varmış. Günün birinde vadesi dolmuş ve ardında genç bir oğul bırakarak bu dünyadan göçüp gitmiş. Gün gelip de oğul yetiştiğinde, babasından kalan mirası; malı, mülkü, olanca zenginliği bitirene kadar eğlenceye, yeme içmeye, raksa, cömert hediyelere harcamış. Ta ki kendi yanında çalışanlarla birlikte çalışmaya başlayacak ölçüde yoksullaşana kadar. Yıllar ... Devamını Oku »

TÜRKÜ HİKAYESİ

Yaşar Küçük hocamın derlemesi “GADİROĞLU” Gadiroğlu, aslen Şalpazarı nın Kabasakal köyündendir. Gadiroğlu nun maceraları yaylacılık geleneği ile yakından ilgilidir. Başından geçenlerin çoğu yayla yollarında cereyan etmiştir. O yıllarda Beşikdüzü Uğuz köylüleri ile Eynesil’e bağlı Ören köylüleri arasında MERA kullanımı yüzünden anlaşmazlık vardır. Uğuzlular , Gadiroğlu nun nüfuzundan yararlanmak isterler. Örenliler, Uğuzluların bir tabancasını almıştır. Uğuzlular, tabancayı almak için Gadiroğlu nu ... Devamını Oku »

AYRAN

Köyden istasyona giden yol, eriyen karlarla diz boyu çamurdu. İki mızrak boyu yükselen güneş, tarlaları hala örten karların üzerinde pırıltılarla ve göz kamaştırarak yanıyor, fakat yoldaki pis su birikintilerine vurunca donuk sarı bir renk alıp boğuluyordu. Kocaman ve altı çivili kunduralarını çıplak ayaklarına geçirmiş olan küçük Hasan, sağ koluna aldığı güğümü, ara sıra dinlenerek sürüklemeye çalışmaktaydı. Bazan sol elindeki çinko ... Devamını Oku »

HİKAYECİLER VE HİKAYELERİ

                                                            1.Sevim Burak: Ah Yarab, Yehova İdi Adı, Yanık Saraylar. 2.Leyla Erbil: Diktatör, İncik Boncuk. 3.Fürüzan: İkinci  Yaz Şarkıları, Sevda Dolu Bir Yaz. 4.Sezai Karakoç: Geç Kalan Adamın Öyküsü, Kiralık Bir ... Devamını Oku »

HİKAYE-ROMAN KURAM KİTAPLARI LİSTESİ

  1.Ahmet Hamdi Tanpınar, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Çağlayan Kitapevi 2.Ahmet Hamdi Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler, Dergâh Yayınları 3.Mustafa Nihat Özön, Türkçede Roman, İletişim Yay., 4.Kenan Akyüz, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İnkılâp Kitapevi, 5.Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı 5. Cilt (Hikâye, Roman), T.E.V. Yay., 6.İnci Enginün, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, Dergâh Yay., 7.Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman, ... Devamını Oku »

ZEYTİN EKMEK

Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut? Atasözü   Genç, beyaz, gürbüz kadın, tıpkı zalim âşığının hışmına uğramış evvel zaman cariyesine benziyordu… Soluk basma entarisi parça parçaydı. Gür, kıvırcık, kumral saçları, mermer kadar beyaz omuzlarına dökülmüş, celladını bekleyen bir masum gibi, derin derin düşünüyor; çürük kafesli, çarpık cumbadan sokağa bakıyordu. Zeynep Kâmil Hastanesi’ne inen bu yol pek tenhaydı. Komşu duvarların üstünden aşan bahar ... Devamını Oku »

MEMURUN ÖLÜMÜ

Bir gece, mümeyyiz İvan Dimitriç Çerviakov ikinci sıra koltuklardan birine oturmuş, dürbünle “Kornevil Çanları“nı seyrediyordu. Çerviakov seyrediyor, saadetin en yükseklerine ulaştığını duyuyordu. Derken birdenbire… Hikâyelerde bu “Derken birdenbire “lere sık sık rastlanır. Yazarların hakları var, hayat beklenmedik şeylerle o kadar dolu ki… Derken birdenbire yüzü buruştu. Gözleri kaydı, soluğu kesildi. Dürbünü gözünden ayırdı, eğildi ve… hapşuuu!… Gördüğünüz gibi, aksırık, hiçbir ... Devamını Oku »

BILDIRCIN

Şimdi size anlatacağım olay başımdan geçtiği zaman on ya­şında kadar vardım. Olay yazın geçmişti. O zaman Rusya’nın güneyinde bir çift­likte oturuyorduk. Çiftliğin çevresinde birkaç fersah ötelere ka­dar bozkırlar uzayıp gidiyordu. Yakınlarda rie bir orman, ne de bir dere vardı. Pek derin olmayan, fundalıklarla kaplı sel yatak­ları, dümdüz bozkırı yeşil yılanlar gibi kesiyordu. Bu sel yatak­larının dibinde küçük derecikler sızıyordu. Ötede ... Devamını Oku »

İPEK MENDİL

İpek fabrikasının geniş cephesi ayla ışıldadı. Kapının önün­den birkaç kişi acele acele geçtiler. Ben isteksiz, nereye gideceği meçhul adımlarla yürürken kapıcı, arkamdan seslendi: —   Nereye?—   Şöyle bir gezineyim, dedim.—   Cambaza gitmiyor musun? Cevap vermediğimi görünce ilave etti:—   Herkes gidiyor. Bursa’ya daha böylesi gelmemiş.—   Hiç niyetim yok, dedim.Yalvardı, yalvardı, beni, fabrikayı beklemeye razı etti. Biraz oturdum, bir cıgara içtim, bir türkü söyledim. Sonra canım sı­kıldı. Ne etsem dedim, kalktım, ... Devamını Oku »