Son Haberler
Anasayfa / atölye / BİR KÜTÜPHANE KURMAK

BİR KÜTÜPHANE KURMAK

Bir Kütüphane Kurmak/İbrahim TENEKECİ

Bir kütüphane kurmak kadar kıymetli olan pek az şey vardır. Bilhassa kitap ile insanın arasına internetin girdiği günümüzde. Bilgi için kitaplığa değil de bilgisayar ve cep telefonuna yönelenlerin sayısı hızla artıyor.

Kaç zamandır kütüphanemi yeniden düzenliyorum. Acelem yok. Fazlalıklar ve bazı kıymetli kitaplarla vedalaşıyorum. Kıymetli kitaplar: Mesela Fethi Naci bölümünde, Haşmet Babaoğlu’na imzalanmış Kıskanmak çıktı. (1998) Hemen hak sahibine ulaştırdım. İsmet Özel’den Saadetin Acar’a imzalı ve özel baskı Bir Yusuf Masalı. (1999) Tam yirmi yıldır bende duruyormuş. O da artık olması gereken yerde.

Korumak ile okumak aynı ayardadır. Koruduğunuz bir eseri çeyrek asır sonra da okuyabilirsiniz. Şu sıralar, 1984 yılında aldığım Karacaoğlan kitabını yeniden okuyorum. (Cahit Öztelli, Özgür Yayınları, Aralık 1983.) Beraber yaşlandığımız böyle nice kitap var. Şimdi beşinci evimizdeyiz.

Sadece yazmak değil, iyi bir okuyucu olmak da yetenek istiyor. Kütüphane, işte bu yeteneğe ve elbette önceliğe göre şekilleniyor. Türk edebiyatıyla ilgileniyoruz. Haliyle, arkadaşlıklarımız ve kütüphanemiz edebiyat ağırlıklı oluyor. Hemen ilave edelim: Şiir, aynı zamanda tarih, tabiat, coğrafya ve toplum bilgisi demektir. Duygu ve yetenek bir yere kadardır.
İmzalı kitaplar güzel bir hatıradır. Evlatlarımıza bırakacağımız esaslı bir yadigârdır.

Artık çok fazla etkinlik ve imza günü düzenleniyor. Fuarların sayısı arttı. Muhitimizdeki genç arkadaşlara hep aynı tavsiyede bulunuyorum: Ayda üç kitap imzalatmış olsanız ve bunu istikrarlı bir şekilde on yıl devam ettirseniz, ortaya ciddi bir toplam çıkar. Benim gibi, otuz yıl boyunca ve hâlâ kitap imzalattığınızı düşünün.

Bir edebiyatçıya kitap imzalatırken, onun sanatını en iyi temsil eden eserleri seçmeliyiz. Örneğin İsmet Özel’e bir tane kitap imzalatma imkânım olsa, Erbain’i tercih ederdim.

Dergiler, edebiyatın lokomotifidir. Dönemleri en iyi onlar yansıtır. İsmet Özel ve Halkın Dostları, Cemal Süreya ve Papirüs gibi. Mümkünse dergiler de edinilmeli ve kitapların yanına konulmalıdır.

Bir başka keyifli uğraş da seçtiğiniz birkaç yayınevinin bütün kitaplarını toplamaktır. Yeditepe ve Hareket yayınları benim özel ilgi alanıma giriyor.

Sistemli bir kütüphane kurabilmek için liste yapmak, planlı çalışmak, ihtiyaçları belirlemek gerekir. Misal: Adresimize her ay onlarca kitap ve dergi geliyor. Bunların hepsini kütüphanemize doldurursak, bir zaman sonra içinden çıkamayacağımız vaziyete düşeriz. Seçmek iyidir. Diğer türlüsü yığma olur.

Kitaplığın olduğu oda, evin en korunaklı ve şenlikli yeridir. Huzur verir. Orası, farklı dünyalardan (yazarlardan) meydana gelen bir kâinat gibidir. Özetle: Gidenler ve gidecek olanlar.

Kütüphane kurmak için öyle büyük bütçelere lüzum yoktur. Bilgili olalım, sabırla yapalım ve zamana yayalım, yeter.

İnsan, belli bir yaştan sonra hikâyesi olan kitapları daha çok sevmeye başlıyor. Kütüphaneyi tasnif ederken, bunu bir kez daha anladım. İşte onlardan biri: On beş sene önce Mehmet Müfit’i bulmuş ve ona Tekkede Bahar kitabını imzalatmıştım. Şair artık aramızda değil. Kitap beni tanıştığımız güne ve şiir dolu sohbetimize götürüyor. Evet. İsimler ve hatıralar kuşlar gibi dönüp duruyor.

Yaşayan isimlere kitap imzalatmanın yanı sıra, konunun bir de sahaf kısmı var. Bu ancak ayrı bir yazının konusu olabilir. Oralardaki münasebetler, heyecanlar ve dahi üzüntüler.
“Sahaflık, ölenlerin kitaplarını alıp ölecek olanlara satma sanatıdır” diyen kimdi?
(Yeni Şafak, 9.2.2019)

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>