Birden, yolun ötesinden hanımlar koptu. Koyu yeldirmelere bürünmüş, başları beyazlarla örtülü, çift çift geliyorlardı. Üç muhib musahâbemizi kestik. Bakıyorduk. Kafilenin önünde tâzeler kol kola yürüyordu. En güzel boylusu ortada idi. Muhibbimiz nisâî, bu beş kız mevkibine erguvânî gözlerle, baktı baktı baktı: “Ah talihsiz bikrler!” dedi. Türk kızlarına bir nişan halkası kadar yaraşan bu unvânı pek münasip bulduğumuz için susduk. Neden ... Devamını Oku »
İsa Çolaker Kişisel Web Sitesi Edebiyat ve deneme yazıları