Mesleğimiz nedeniyle onlarca şiir okuruyla karşılaşıyoruz. Talebelerin okuduğu şiir kadar, kendimizde epey şiir okuyoruz. Şiir okumanın da ayrıcalığını bilenlerdenim. Şiiri okumak, yazmaktan zordur. Lakin şiir okumadan da vazgeçmemeliyiz. Dua mehabetinde okuyacağınız bir şiir, gönül tellerini titretir. Şiir okumanın da dinlemenin de ilkeleri olmalıdır. Önce şiir okuma kurallarına bir bakalım derim. Burada diksiyon dersi vermeyeceğim, biraz daha iyi şiir nasıl okunur onu konuşacağız.
Öncellikle ses rengimize göre bir şiir seçelim. Destansı bir şiire davudi bir ses, romantik bir şiire bulutlu ve buğulu bir ses okuru bulalım. Yani şiirin havasını bulan okuyucu yakalayalım. Kadın sesi romantizme ne kadar uygunsa, erkek sesi de o kadar tonlu okumaya yatkındır. Sesimizin rengi ne olursa olsun, şiirdeki kelimeleri ruhuna uygun okuyunuz. Bir ye’s kelimesi, yes diye okunamaz. Hemze, elif, ayın okumaları farklıdır. Şiir okumadan önce özel kelimeleri çalışalım. Mesela Akif şiirleri bunu gerektirir. Ben buna şiir okuma sanatı diyorum.
Şiir okurken vezne, kafiyeye, duraklamalara dikkat edelim. Nazım bilgisine hâkim olan okur; kelime ve kelime gruplarına, parçalanamayan tamlamalara göre okur. Diksiyon da tam budur. Aydın Bodrum’la, apartmanın bodrumu farklı okunacaktır. Doğru okuyacağınız her şiir kelimesi sizi iyi bir şiir okuru yapacaktır. İbrahim Sadri, Bedirhan Gökçe, Müşfik Kenter Sacit Onan, Kenan Işık iyi şiir okuru örnekleridir. Bunları çokça dinleyerek, şiir bilgi ve görgünüzü artırabilirsiniz. Her şiirin bir havası vardır. Okurken bu havayı yakalamalıyız. Çanakkale Destanı, Akdeniz, İstiklal Marşı vb. böyle şiirlerdir. Bunlar okurunu seçen metinlerdir.
Şiir okurken vücut dilimizi abartılı ve renkli kullanmayalım. Vücut diline dikkat edelim, tamam. Vücut diliyle her şey bitmez. O, şiirin küçük bir parçasıdır. Vücut dilimize göre bir metin seçelim derim. Ses rengimize ve ahenk dünyamıza uygun metinler okuyalım. Dingin, sakin bir kişiliksek, daha sessiz metinler okuyalım. Duygulu, abartılı bir kişiliksek, daha zengin ve diyalog ağırlıklı metinler okuyalım derim. Dünyanın Bütün Çiçekleri, Kuvayı Milliye Destanı abartılı metinlerdir. Kalabalık bir ses dünyası ister. Kar, Balkon gibi şiirler daha bir tekil (şahsi) okuma ister. Bunlardan siz uygun olanı seçiniz.
İyi şiir okuyucusu, çok sesli ve anonim havalı olan birisidir. Şiir okumak biraz tiyatral bir durumdur. Seslenmeyi, ünlemi, duraklamayı, tonlamayı vb. hakkıyla vermezseniz, şiirin toplu ve yürekli okumasını yapamazsınız. Buna sahneyi de dahil edelim. Şiir okuma biraz da sahne ve mikrofon işidir. İkisinden de korkmamalısınız. Bir sahne duraklaması, şiirin bütünselliğini bozar. Bolca şiir okuyalım, toplu dua gibi. Okudukça açılacak, açıldıkça yürekli bir şiir okuru olacağız. Ağız sağlığı, gırtlak da buna dahildir. Bolca su içelim.
Şiir okurken nefes ayarı, ses tonu güzellemesi de yapalım. Tutuk bir ses, eğitim görmemiş bir beden dili, sizi iyi şiirden alıkoyar. Dinleyiciyle göz temasınız olsun. Ruhunuzun rengine göre okuyunuz. İyi bir ruh hali, yetkin bir şiir okuması getirecektir. Ihlamurlar Altında şiiri ancak dingin bir kafayla okunur. Onun için şiir okuma değil, ruhun şiir için harekete geçmesi önemli. Tıpkı ibadet gibidir şiir okumak. Yer, mekân, ruh, dil birlikteliğiyle şiir okunur. Sahneye sıçrayarak şiir okunmaz, belki rap şarkı okunur? “Bende tükenmez bir hayat vardı” diyen Sabahattin Ali iyi bir şairdir. Ama onun şiirlerini okumak da iyi bir hayat ister. İyi yaşayan bir parça, iyi şiir okur. “Ruhun mu ateş, yoksa gözlerin mi alevden “diyen Nihal Atsız sizi iyi şiirin ruh dünyasına çağırır. Aforizma olmuş bu dizeler, iyi bir ses eğitimi ve dingin bir ruhla okunur.
Şiiri okumanın son perdesi de şiir kitapları müptelası olmaktan geçer. İçeriği birbirine yakın şiirleri bolca okuyalım ki hangi cins şiirleri iyi okuduğumuzu anlayabilelim. Mesela: Aşk mı, din mi, sevgi mi, millet mi, vatan mı, toprak mı, hürriyet mi hangi temaları iyi okuyorsak onlara eşlik edelim. Yani şiir okumanın da dibacesi, önsözü var. Siz kendi şiir yolculuğunuzu ve öncü şiirlerimizi seçerek bu yolda yürüyünüz. Sizi yolda bırakmayacak bir Abdurrahim Karakoç şiiriyle devam edelim: ”Üzülme “her hafta gelemem” diye/Haftada olmazsa ayda gel canım./Üç yüz altmış beşi, böl on ikiye/Sırala otuzu say da gel canım.//Bekletme, geciken müddet ziyandır/Güzele kin, öfke, hiddet ziyandır./Varsa gurur, kibir, şiddet ziyandır./Onları orada koy da gel canım./Kitap, “aşk masal” der, yıkar bırakmaz/Akıl “tedbir al” der çöker, bırakmaz/Korku “gitme kal” der; çeker, bırakmaz/Sen gönül sözüne uy da gel canım/Yazı, güzü, kışı bahar zamanı/Yaşadın bilirsin ki her zamanı/Dinle rüzgârları seher zamanı! Uzaktan sesimi duy da gel canım.”
Şaire ve şiir yolcularına selam olsun.
İsa Çolaker Kişisel Web Sitesi Edebiyat ve deneme yazıları
