Son Haberler
Anasayfa / yazılarım / İNSANLARI NE ZAMAN İYİ TANIRIZ?

İNSANLARI NE ZAMAN İYİ TANIRIZ?

 

                İnsanları tanımamın yolu, onlarla ilişkiye girmekten geçiyor. İnsan ilişkidir diyen Marks haklıdır. Ne kadar ilişki, o kadar insan tanıma, bütün mesele budur. Tecrübelerim göstermiştir ki, ilişkinin de türleri var. Yani bir ilişki, insan tanımaya yetmiyor. İç içe girmiş ilişkiler yumağı mevcut. Bunların sonucu da tanımalarınızı artırıyor. Siz kendinizi tanıdığınızda, birincil ilişki biçimi başlıyor. Önce kendimizi tanımakla başlıyor herşey. Daha sonra başka ilişkiler geliyor.Kendini bilmeyenler, başka ilişkilere de sahip olamıyorlar.

Kendimizi yeterince tanıdığımızda, insanları da tanımaya başlıyoruz. Kendini tanımayı önemseyen arifler, aslında hâlimizi anlamaya da yardımcı olmuşlardır. İlk ilişki, kendimizle kurduğumuzdur. Kendimizle kurduğumuz ilişki, varlık meselemizdir.Kendini bilmeyen, kendini kuramamış bir adam, başkalarıyla ilişki de kuramaz.Kendini kapatanlar, biraz da kendiyle ilişki kuramayanlardır. “Sağ u solu gözler idim dost yüzünü görsem deyu /Ben taşrada arar idim ol can içinde can imiş” . diyen Niyazi Mısri Hz.leri, kendini arayan adama en güzel misaldir.Sağa sola bakmaya gerek yok, içine bakarsan görürsün diyor. Evet, öyledir.Sen kendini bilmezsen diye  söze giren  Yunus usta, aslında bu hakikate parmak basar. Mesele, kendini bilme meselesidir.

İnsanın kendini tanımasından sonra, ikinci evremiz başlar:Onlardan farklı olduğumuzu hissetmeliyiz. Yani herkes gibi değilsin meselesi, evet herkes gibi değilim kardeşim.Yanlışlara karşı duyarlı olduğunuzu gösterdiğiniz an, sizin herkes gibi olmadığınız gerçeği ortaya çıkar.Herkes gibi olana benzemek size birşey de kazandırmaz. Çünkü ortalık herkes doludur!Herkes olursanız, biraz da sürüye nedensiz kasnak olursunuz. Oysa siz onlar gibi olmayınız.Farklı olanı farkettiğiniz de, karşı duruşlar da olacaktır. Korkmayınız, siz onlar gibi değilsiniz.Onlar gibi olursanız, insan olma erdemini de yakalayamazsınız. “Ne sâl iledir ne mâl iledir /Beyim ululuk kemâl iledir” diyen Es’ad Muhlis Paşa, kemalin önemine atıf yapar.Yani olgunluk malla değil, irfanla demeye getiriyor.Bugünkü sıkıntı, metanın insanın önüne geçmesidir.İnsanı tanımak için, biraz da eşyayla, malla ilişkisine bakmak gerekir.Yani parayla pulla olan yoldaşlığına.

İnsanı biraz da zor günümüz de tanırız. Başınıza bir hadise geldiğinde, dostlarınızı daha iyi tanırsınız. Düştüğünüzde kaldıran, kavgada kaçmayan, sıkıştığınızda yanınızda olan, sizi satmayan adam dostunuzdur.Kötü gününüzde yanınızda olmayanının, iyi gününüzde hissesi olmamalıdır. Bu imtihanları iyi yaşamış birisi olarak yazıyorum. Bizzat tecrübe etmişimdir.Bahane bulan, cimri, sırrını fâşeden, gıybetini yapan adamları tez terket. Bunlarla, ilişki de kurma.” Kimsenin lûtfuna olma tâlib/Bedeli cevher-i hürriyyetdir”diyen Namık Kemal: Kimseden sana iyilikte bulunmasını, ihsan etmesini umma,Karşılığında özgürlük cevherini vermek zorunda kalırsın diyerek insan hürriyetinin, biraz da, fazla beklentili olmakla sınırlı olduğunu anlatır.İnsandan çok şey ummak, sizin insanı tanımanızı zorlaştırır.İnsana dayanacağına, Allaha ve kendine güven.

İnsanı tanımanın bir diğer yolu da çıkar çatışmasıdır. Menfaatleriniz çatıştığında, sakin ve adaletli olan adamdan korkma.Aziz, erdemli olan insan, başkasının çıkarını kendi çıkarından âli gören adamdır. Çok özel bir vasıf, nadir bir özellik ama, hakikat olan budur.Parayla imtihanı iyi olan adamlarla arkadaşlık da kolay oluyor. Nefsin, parasına, statüsüne yenik düşen adamdan iyi bir ilişki çıkmıyor. “Âdeme âdem gerektir âdem etsin âdemi/Âdem âdem olmayınca âdem netsin âdemi.” diyen Ziya Paşa, adam olmanın koşulunu, iyi bir insan olmaya bağlar. Pek de haklıdır.İyi insan, menfaatlerine göre tavır alan insan değildir. Başkasını gözeten, eşitlikçi bir kafa iyi arkadaş oluyor.Menfaat sınavını geçen kişi, iyi dostluklara doğru yol alır.Modern insanın herşeyi mübah gören kafası, bizi hayra götürmez.

Modern insanı tanımanın bir diğer yolu da, onun makam ve statü elde ettiğindeki halidir.Makama gelmeden; ezik duran, herkesi öpen tipler; makamı ele geçirdiğinde canavarlaşabiliyor. Hatta, ademin yürüyüşü bile değişiyor. Bunlardan uzak duralım.Koltuk kafalı bu adamlar, makamı kaybettiklerinde sokağa bile çıkamayan eziklerdir. Siz onlardan olmayasınız. Makama geçmeden on takla atan bu edepsizler, ilk tecavüzü de en yakın dostlarına yaparlar! Denenmiş ve görülmüştür! Ne demiş şair:” Kendi kadrin bilmeyenler ne bilir dost kıymetin/ Merkebin boynuna cevher takmanın faydası ne? bu kendini bilmez tipler, makamından güç alan şebeklerdir. Merkebin  boynuna kravat taksan, o yine eşektir. Mesele budur. Adamın şanı şöhreti makamı oluyorsa, sonuç hüsrandır.Allah bizi bu görmemiş çocuklarından etmesin.Makamından güç devşiren merkeplerden hiç etmesin. Amin.

 

 

 

 

 

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>