Son Haberler
Anasayfa / yazılarım / ŞİİR OKURSANIZ NELER OLUR?

ŞİİR OKURSANIZ NELER OLUR?

Pocket
Bookmark this on Google Bookmarks

                                                                 

Eskiler şiir okumanın faziletleri diye yazılar kaleme alırlarmış. Bir nevi şiir okuma kılavuzu tadında metinler bunlar. Gerçekten şiir okunduğunda neler olur sorusu iyi bir sualdir. Biz bunun cevabını aramakla mükellefiz. Toplumun şiirden uzaklaşma ya da şiirin toplumdan uzaklaşması gibi meseleler var. Her şeye rağmen şiirin hükmü sürüyor. İnsanlar şiir okumaya ve yazmaya da devam ediyor. Sadece şiir yayımlayan dergilerimiz bile mevcut.

Peki, şiir okursak ne yapmış oluruz? Müşkül bir soru. Cevabını da Konfüçyüs veriyor: “Şiir okumak; hayal gücünü artırır, gözlem gücünü yükseltir, başkalarıyla bir araya gelmemizi sağlar ve hiciv yeteneğinizi geliştirir.” İçinde birçok imkânı barındıran alıntıdan; “başkalarıyla bir araya gelmemizi sağlar” cümlesine not düşüyorum, gerçek şiir sizi buluşturur, birleştirir, tek vücut haline getirir. Duygudaş olan okurlar da bir ortak noktada harekete geçerler. İşte böyle bir mısra: “Dünya süslediler bir şey kalmadan/Bu süslere inanma, akıl olmadan/Giden çok dünyadan, gelen de ama/ Sen payını al ondan, seni almadan”. Hayyam, fani olan dünyayı tarif ederken size iyi yaşayın tavsiyesini de yapıyor. Böyle olur şiirin tavsiyesi. Şiir sizi ilişkiye ve insani düşünmeye de davet eder.

İnsan zora düştüğünde de şiir yanındadır. Şiirin dayanışmacı ve insan nefsini terbiye edici bir tarafı vardır. Aliya, “Şiir prensipte bir gönül meselesidir” der. Haklıdır da. İyi bir şiir sizin gönlünüze şifa olur. Ne diyor İsmet Özel; “Ne zaman insan karanlık bir yerde sayıklamaya itilmiş, insan ilişkileri karışık, karıştırıcı, bozucu niteliklere bürünmüş, insanın bir başka insana söyleyeceği söz anlamını kaybetmiş, insan davranışları yapaylık, istemsizlik yüklü hale gelmişse insan şiir okumak, şiirle uğraşmak, şiirden öğrenmek gereğini duymuştur.” Bu paragrafın her cümlesi, şiirin bir gücünü anlatır. Böyle şairlerimiz de çoktur. Aşağıdaki metin de bunlara işaret eder. Ne diyor Akif; “Ah o din nerde, o azmin, o sebatın dini/ O gökten inen dini, o hayatın dini/ Bu nasıl dar, basmakalıp bir görenek? / Müslümanlık mı dedin?… Tövbeler olsun ne demek” Müslümanların halini içerden anlatan eleştirel dizeler ne güzel! Bir sosyal yaşam eleştirisi, şiirin imkânlarıyla bu kadar güzel yapılır. Şiirin toplumsal tarafı da budur. Demek ki şiir sanatı sadece süsten kaim değilmiş! Şiirin değer vazettiğini de bu dizelerden anlayabiliriz. Yeter ki şiirle kalalım, şiiri okuyalım.

Şiir başka ne yapar? Şair ve şiir sizi varlık âleminin dışına çıkarır. Sizi tabiata ortak eden değerlerin bazıları da şiir yoluyla verilir. Octavo Paz; “Şiir insanı kendinin dışına çıkarır ve aynı anda asıl varlığına, kendisine götürür.” der.  Şiir, hislerinizle aklınızı birleştirerek sizi ayrı bir âleme de götürür. Paz’ın söylediği budur. Varlık âlemini en iyi anlatan ustalardan birisi de Yunus Emre’dir. Der ki; “Bunca var var iken gitmez gönül darlığım.” Evet. Dünya varlığıyla kayıtlı bir evren, sizi mutlu etmeyebilir. Bize varlık ötesi bir değerin anlamı ve anlatımı gerekir. Bunu iyi anlatanlardan biri de şiirdir. Şiirin sizi inşa eden tarafı da burasıdır. Her şiir bir parça öğretidir. Her daim şiir diyerek Niyazi Mısri’den bir beyitle yetinelim: “Mest-i müdam olmuşum çağırırım dost dost/ Mescid ü meyhanede, hanede viranede/ Ka’be’de büthanede çağırırım dost dost/Sular gibi çağ çağ dolaşırım dağ dağ/Hayran bana sol u sağ çağırırım dost dost.” Bir tevhit tadında Allahı arayan mısralar. Sizi Tanrıya götürecek metinler. Hadi gidelim dosta.

 

Şair geleceği bugününe çeker diyen Sezai Karakoç, şiirin gerçekçi yanına da gönderme yapar. Şiirin adımları ve şairin nefesi sizden ileri gider. Şair erken yol alandır. Şiir okuduğunuzda da başka tekil şahıs ve âlemleri tanırsınız. Yani şiir, sizin yol başçınızdır. Şiirin ve şairin böyle bütünleyici bir yönü de vardır. Okuduğunuz her şiir geçmişi bugüne çektiği gibi sizi de âna çeker. Onun için şiir diyorum: “Sen dışarıda ne arıyorsun, kendinde ara/Sen kendinsin bütün âlem. Bütün âlemi kendinde gören adama Müslüman diyoruz. Müslümanca bir yaşam için de şiir iyi bir gerçekliktir. Geleceği bugüne çekerek umudun yenisini yürütmeye çalışırsınız. Şiir de bir umudun adı olur.

Şiir dolu bir evren için, şiir ve şair hüznü de gerekir. Şiir hayalin adımını hüzünle kurar. İyi şiir, heyecan ve hüzün de barındırır. Biraz ütopik de olsa böyledir. Onun için kavganın bile şiiri yazılmıştır. Hüznün ve heyecanın şairi Abdurrahim Karakoç’un “Hak Yol İslam Yazacağız” gibi. Şair romantizmi de buna öncülük eder. Şiir aşktan mürekkeptir diyen Sufi aklı doğru söyler. Böyle bir şuur algılayan Ahmed Arif’in bir kavga şiiriyle sonlandıralım:

“Seni, anlatabilmek seni

İyi çocuklara, kahramanlara,

Seni, anlatabilmek seni,

Namussuza, halden bilmez,

Kahpe yalana…

Mesele seni anlatabilmektir.”

isa çolaker

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*