düğüm düğüm ipler keskin jiletler dik yokuşlar sana dair haykırışlar bilirim kapında murassa düşünceler etkili günler sayarım baktığımda gül yüzler inci mercan düşünceler bilirim sen ne biliyorsan benden ben de senden bilirim sen içimdeki fanusu ben içindeki telveyi bilirim bilirim de bilirim seni dilimdeki hecelerde sayarım dilim seni bilirim yine de seni bilirim bilirim İSA ÇOLAKER Devamını Oku »
İNSAN NİÇİN OKUR?
İnsan niçin okur sorusunu hep sormuşumdur . Bu soruya bulduğum cevapları , değişik başlıklar altında toplamayı başardım . Bütün okuma tecrübelerim göstermiştir ki , okumak sadece bir eylem değildir . Onun kuşattığı alanlar var ve okumalarım o alanlara göre gerçekleşiyor . Yani zarf ve mazruf ilişkisi yani . Okuyorsanız , benim yaşadığım sonuçları tespit etmişsinizdir diye düşünüyorum . Okumanın ... Devamını Oku »
NİŞANLIYA MEKTUPLAR
Hiç beklemediği bir anda, hep beklediği biri çıkabiliyor insanın karşısına. Büyük aşklarda hep böyle olmuştur durum. Umutlar tam da tükenmek üzereyken, vuslat’a dair ütopyalar oluşturulmuş; sevgiliye kavuşmak için tek çıkar yolun bir başka boyutta var oluş olduğuna kanaat getirilmişken duyurmuştur sesini mutlu son. Aşk yürekte bir çocuk gibi, ayrılık sürdükçe, kavuşmak imkânsızlaştıkça büyümüştür sanki. Beklemenin aşka kattığı tadın farkına varan ... Devamını Oku »
KÜLTÜRSÜZLÜĞÜN KIŞINDAYIZ
Amasya’da yaşamak ayrı bir keyif .Bunu her zaman da söylerim . Gel gör ki , bu kentte yaşarken bazen kültür kışı da yaşıyoruz . Kültürün kışı , adab-ı muşarete uygun yaşamamakla olur . Şehir yaşamı kültür ve şuur ister . Her ne kadar yazı yaşasak da , bazı yurttaşlarımızın kuralsız yaşamı, şehri kışa çeviriyor . Aslında Türk milleti ... Devamını Oku »
KIRIM BAKİYESİ OLARAK İSMAİL GASPIRALI
Vefatının yüzüncü yılında İsmail Gaspıralı’yı konuşmak ne güzel .Yüz yıl sonra onun Kırım’ını konuşuyorsak , bu , onun sayesindedir . O , bir dava adamıydı . Dilde , işte , fikirde birlik diyen üstat ; Kırım meselesinin diri tutulmasına öncülük etmiştir .Kırım’ın tekrar Rusya tarafından işgal edilmesi, İsmail Gaspıralı ve davasının öngörülerini ortaya koymuştur .Kırım Türklerinin muhalif ve ... Devamını Oku »
MENEVŞELER ÖLMEMELİ HİKAYE İNCELEMESİ
MENEVŞELER ÖLMEMELİ Kar uyuşuk, isteksiz ve zevksiz yağıyordu. Hava, gökyüzü ile yeryüzünün arasını dolduran boşlukta katılaşmış, zaman katılığında erimişti ve kar bu katılıkta, ancak boğulmamak için uykuda ve düşsü sallanıyordu. Gökle toprak arasında bir bocalayıştı bu. Akşam oluyordu; şehir, bütün bu donmuşluk arasında ışıklarını yakmış, bilmediği bir geceye hazırlanıyordu. Şehrin, gidip gelen bir geniş kaldırımın üstünde gidip gelen bunca ... Devamını Oku »
MEHDİ HİKAYE İNCELEMESİ
MEHDİ Ve likülli kavmin hâd… Ne tuhaf, fakat ne acıklı bir tesadüftü! Serez istasyonundan bindiğimiz ikinci mevki kompartımanda beş kişiydik. Ve beşimizde Türk ve Müslümandık… Geçen felaket ve bozgun yılının canlanmışta kalmış uğursuz ve karanlık damlalarına benzeyen birçok karga sürüleri sahipleri öldürülen boş ve sürülmemiş tarlalarda dolaşıyordu. Tren hareket ettiği vakit hepimiz bir defacık selamlaşmış ve sonra, o yalnız esir ... Devamını Oku »
MEDENİYETİN YEDEK PARÇASI HİKAYE İNCELEMESİ
MEDENİYETİN YEDEK PARÇASI Kahveye girdiği halde etrafına selam vermeyen adama herkes baktı. Fıskiyeli havuzdan gözlerini kaldıran biri, -Merhaba Hamit Ağa!.. dedi. – Merhaba .. – Ne o be Hamit Ağa, bayıra vurmuş kart öküz gibi soluyup duruyorsun… Hamit Ağa bunu söyleyen ihtiyara döndü: -Hamdolsun be Ali Çavuş, kurtuldum şu cenabetten… Şükür Allah’a … Dünya varmış. -Gözün aydın Hamit Ağa, panganın ... Devamını Oku »
KIRIK BİR DAL HİKAYE İNCELEMESİ
HİKYE İNCELEME 1_ŞEKİL A) HİKYE HAKKINDA BİLGİLER 1) Hikyenin Adı: KIRIK BİR DAL 2) Hikyenin Yazarı: SEVİNÇ ÇOKUM 3) Hikaye Kitabının Adı: ROZALYA ANA 4) HİKAYE YAZARININ HAYATI, SANATI VE ESERLERİ HAKKINDA BİLGİ: SEVİNÇ ÇOKUMM Sevinç Çokum, (d. 25 Ağustos 1943 İstanbul). Yazar, şair. Hisarcılar akımı temsilcilerinden. Hikâye, roman ve senaryo yazarı. ... Devamını Oku »
UYKU HİKAYE İNCELEMESİ
UYKU Cumartesiydi. Madeni eşya fabrikası hafta tatiline hazırlanıyordu. Fabrikanın yüz elli amelesinden sekseni, on dörtle on altı yaş arasında erkek çocuklardı ki, yirmi kadarı ‘pres’ makinelerinde çalışıyordu. Üstleri başları paramparçaydı. Aşağı yukarı aynı boy ve aynı kalıpta olduklarından, birbirlerine benziyorlardı. Terden sırılsıklamdılar. . . Atölyenin makine gürültüsüyle ağır havasında kaynaşıyorlardı: Muslukların fışkıran suyunda el yüz yıkayanlar, sıra bekleyenler, helalara girip ... Devamını Oku »
İsa Çolaker Kişisel Web Sitesi Edebiyat ve deneme yazıları
