KAĞNI Bir tarla meselesi yüzünden Savrukların Hüseyin, Arkbaşı’nda Sarı Mehmet’i vurdu. Otuz evli köy birbirine girdi. Şaşırdılar. Herkes korku içinde candarmaların gelmesini bekliyordu. Halbuki karakol buraya altı saat uzakta idi; ... Devamını Oku »
İÇECEK SU HİKAYE İNCELEMESİ
İÇECEK SU Balkan Harbi zamanına ait bir hatıra zihnimde tam bir canlılıkla yaşıyor: Köy hemen hemen büsbütün boş! Kâr ve kazanç ihtiyacı telaş ve vehmine(korkusunu) galebe çalan (yenen) tek tük esnafla köşklerde bırakılan birkaç bekçiden, bahçıvandan başka hemen kimse kalmadı. Yalnız asker… İki aydan beridir ki yalnız, karadan, denizden, gündüz gece bu asker kafilelerinden, köyün dolup boşalan, sonra bitti zannederken ... Devamını Oku »
HİMMET ÇOCUK HİKAYE İNCELEMESİ
HİMMET ÇOCUK Elvanlar’da ihtiyar bir kılavuz aldık. Köy kısmen yanmış perişan herkes fersiz ve şaşkın gözlerle kamyon denilen canavarın bîlüzum gürültüsüne bakıyordu. Herkesin ruhunda sonu gelmeyen meşakkatin açlığın her günün gizli felâket ihtimallerinin yuğurdusu yeis ve lâkaydî vardı. Onun için kimse Uşak’a kadar gelmek istemiyordu Parayı ne yapacaklardı? Ne alırdı ki? Yalnız zayıf yüzlü bir ihtiyar halsiz bir sesle: ... Devamını Oku »
HELGA HİKAYESİ İNCELEMESİ
HELGA “ Bıraktığım notta belirttiğim gibi arabanıza istemeyerek vurdum. Dalgınlık işte… Halbuki, üç yıldır hiç kaza yapmamıştım. Ne yapalım, oldu bir kere… Eve gelince “opel!” servisine telefon ettim. Ezilen çamurluğu iki saat içinde değiştirebilecekler. Kendiniz yaptırmak isterseniz, işçilik dahil, neye malolacağını öğrendim. Paranız hazır…” Emre, oynanan oyundan habersizdi. Tamirci arkadaşına daha ucuz yaptırabileceğini düşünerek “kendim yaptırayım” dedi. Helga, senaryo gereği ... Devamını Oku »
HAYAT BÖYLEDİR İŞTE HİKAYE İNCELEMESİ
HAYAT BÖYLEDİR İŞTE Tren o istasyonda bir dakika duruyordu. Gelirken gece geçmiştik; bu sefer ikindiden epey sonraydı. Frenlerin gıcırtısı kesilmeden pencereyi açtım: ilerideki vagonlardan birisine heybeli ve sepetli bir köylü bindi. Onun hayatını ve geldiği yeri bilmek isterdim. Köy, birkaç kilometre ilerideki tepenin ardında olmalıydı. Bu, şu berbat yolun orada kayboluşundan belli… Lokomotifin yanında duran lâcivert elbiseli memur, su buharları ... Devamını Oku »
HAVVA HİKAYESİ İNCELEMESİ
HAVVA Benim saçlarım yumuşak. Havva’nın saçları keçe gibi. Annem ustura ile iki defa kazıttı saçlarını uzasın diye, ama uzamadı, kısa kaldı. Burnu da öyle biçimsiz ki! Yamyassı. Tıpkı okul kitaplarımızdaki maymunun burnuna benziyor burnu. Hiç sevmiyorum onu. Pis, hırsız. Annem, bu gün onu bir temiz dövdü. Tabi döver. Misafir odamızdaki güzelim halımızı kesmiş. Deli mi ne? Annem: “Kız ... Devamını Oku »
HAVUÇLU PİLAKİ MESELESİ HİKAYE İNCELEMESİ
HAVUÇLU PİLAV MESELESİ Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi. Karımı düşünmek istedim. Henüz kendi, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. Epey çalışmama rağmen onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi… Ne yapmalı? ... Devamını Oku »
GÖRÜCÜ HİKAYESİ İNCELEMESİ
GÖRÜCÜ Yabancı bir elin titrettiği çıngırağın sesine koşarak kapıyı açmış olan hizmetçi kızın, “Üç hanım geldi ama hiç tanımıyorum.” haberini vermesi üzerine işin hakikatinden şüphelenen Seniha, validesinin çehresinde anlamlı bir memnuniyet gülümsemesi görünce artık tereddüt etmedi; birdenbire pembeleşen çehresini kasnağı üzerine eğerek utancını çeşitli ipekler arasında saklamak, telaşını belli etmemek istedi. Fakat kalbinin yeni bir çarpıntısı ile taze göğsünü sarsan ... Devamını Oku »
GELİNLİK KIZ HİKAYE İNCELEMESİ
GELİNLİK KIZ Çocukken gidilen evler iki türlüydü: Annemin seçtiği dostluklar ve gitmek zorunda kaldığı yerler. Annemin gönlünce kurduğu dostlukları severdim ben. Çoğu dünyadan elini, eteğini çekmiş kimselerdi. Öyle yerlere gideceğimizde annemin ince kıvrımlarla biçimlenmiş dudakları sevinçle çözülüyor; ruj, dudaklarda hafifçe gezinip kızıla dönüştürüyor kırmızısını. Kapıdan kedi adımlarıyla çıkıyoruz. Annem, dikkatle sokak kapısını kilitlemiyor. Sonra sokak yazsa daha bir iç ... Devamını Oku »
FIRKACI HİKAYE İNCELEMESİ
FIRKACI Meşîme-i hilkatten kör, topal, zeki, ahmak gelenler var. Afif Necâti de fırkacı doğmuştu. Lâkin fırkacılık için evvelâ bir fikir, bir prensip sâhibi olmak ve sonra bu kanâatlerini bir zemîn-i idâre ve siyâsette tatbîka uğraşmak iktizâ eder. Afif Necâti’nin mukarrer bir nazariyyesi yoktu. O, fırkacılığı külâh kapmak için bir dalavere meydanı olmaktan başka türlü telakki edemezdi. O âdetâ nâzırlığı kurmuştu. ... Devamını Oku »
İsa Çolaker Kişisel Web Sitesi Edebiyat ve deneme yazıları
