Son Haberler
Anasayfa / yazılarım / TEKAMÜLÜ OLMAYAN BİR BİLGİ OLARAK CEHALET

TEKAMÜLÜ OLMAYAN BİR BİLGİ OLARAK CEHALET

Pocket
Bookmark this on Google Bookmarks

 

               Cehalet, bilgisizlik olarak tasavvur edilse de aslında bilgidir. İnsan zihni dönüşüp gelişemediği zaman, cehaletin kapısını aralar, cahil olur. Bilgi toplumunda yaşadıklarımız tam da budur. Bu kadar bilişim ve bilgiye rağmen cehaletin dibini gören bir yapıdayız. Her taraf elektronik, yapay-zekâ bilgisi kaynarken, toplum cahiliyenin girdabında sürüklenmektedir. Cehaletimiz tavan yaparken, kibrimiz de artmaktadır. Cahil, cehaletini kibriyle ve aşırı özgüveniyle saklarken, bilgili insan da sessizliğe gömülmektedir. Oysa insan bilmediğinin cahilidir. Bu da fazilettir. Cehaletimizin ana kaynağı, bilgisizlik kibrine kapılmaktır. Her şeyi bildiğini sanan günümüz insanı aslında bilmediğine inanmaktadır. Bunun adı cahilliktir.

Cehaletimizin birinci ve ölümcül kaynağı az okumaktır. Okumak cehaletin ilacıdır. Sadece okumak cehaleti de ortadan kaldırmaz ama sürdürülebilir bir ilmi bir ilerleme sağlar. Diplomalı cahiller buna iyi bir örnektir. Eğitim fıtratı değiştirmez ama okumak, sizi iyi bir insan yapar. Okumanın yanına bilginin insani ahlakını da eklemeliyiz. Hem okuyacak hem yazacak hem de bilginin ahlakıyla donanacağız. Mesele budur. Sadece okumak da yetmiyor. Ahlakı olmayan bilgi, sizi cehalete sevk edecektir. Bugün yaşadıklarımız budur. Fiziki bilgisi olan ama kültürel cehalet yaşayan bir toplulukla karşı karşıyayız.

Cehaletin ikinci ve güncel bir ayağı da öğrenilmiş acizliklerimizdir. Öğretmen ama sıkıntılı, tabip ama ruh hastası gibi tespitler birer cehalet parçacıklarıdır. Sıkıntılı hoca nasıl olur? İnsan hangi tahsili alırsa alsın, vicdan ve merhameti evde almalıdır. Pratik yapılmayan her değer size size bir cahil davranışı olarak döner. Yaşam biçimi olarak alınmayan her değer muhatabını cahil ve değersiz bırakır. Doktor da olsan böyledir. Erdemi, iyiliği, güzelliği, cömertliği öğretmediğimiz her insan teki, potansiyel ve kollektif cehalet adayıdır. Cahilin klasik mottosu şudur: Biz babadan görmedik ki! Sen talep edeceksin, modern yaşam, istemeyene bir şey sunmayan bir yapıdadır. Çağdaş toplum, arz edilen talebi sever. Sor soruştur, ara bul. Bilginin felsefesi bunu gerekli kılar. Telefon yoluyla gelen örgütlü bir cehalete maruz kalıyoruz. Google bakayım lafazanlığı tam da budur. Kitaba ne zaman bakacaksın? Televizyon, telefon,internet,youtube her zaman bilgiyi dönüştürmez. Sadece mış gibi olursun.

Herkes için söylemiyorum ama rastladığım bir cehalet türü de ukalalıktır. Adına özgüven de dedikleri bu durum, güncellenmiş halde saldırıyor. Herkes her şeyi biliyor ama kimse esasa yönelemiyor. Kısaca sadede gelemiyoruz. Yalap şalap konuşmalara tanık oluyoruz. Merhum Uğur Mumcu’nun tabiriyle; bilgi sahibi olamadan fikir sahibi olamaya çalışan kötücüllükle karşı karşıyayız. Okumayan, yazmayan, fikretmeyen bir kitle psikolojisiyle yaşıyoruz. Sadece bağıran bir hegemonik cahile maruz kalıyoruz. Oldukça da örgütlüler. Örgütlü bir cehalet, toplumu teslim almış vaziyettedir. En komik mottoları da okumaya ne gerek var, diploma hikâye tezleridir. Bunu da kabul ettirdiler! Ben böyle biliyorum üstenceliğindeler. Sen öyle bilmiyorsun, dayatıyorsun. Dayatıyorsun. Yalan cahilin ağzına yuva yapmıştır. Binlerce sayfalık iddianameyi okumadan konuşan gazeteciler gibi ses çıkararak üste çıkmaya çalışıyorlar. Cahil yanlışta direnerek dönüşmekte istememektedir. Onun ezberleri de budur. Faşist Göbels bilgili bir komutandı ama yalanın propagandistiydi. Yalancı da cahildir. Toplumsal cehaletimizin ana yaklarından birisi de bu yalancı halimizdir. Peynir ekmek gibi yalan söylüyoruz. Kariyer de cehaleti ortadan kaldırıyor.

Cehaletin bir önemli kaynağı da herşeyi akılla çözeceğine inanmaktır. Eğitim fıtratı değiştirmez. Bu kadim kuraldır. Biz aklımızın yanında ruhumuzu da inşa etmeliyiz. Bilginin ruhuna ermeden insan gönlünü inşa edemezsiniz. Bilginin efendisi olmayan her insan cehaletin ağır baskısına maruz kalacaktır. Benim param var, cehalet de neymiş diyen arkadaş, başka bir kültürel cehalete maruz kalmıştır. Toplumdaki yaşanan sınıfsal cehalet budur. Okuma ve yazmayı değersizleştiren, sadece parayla değer yaratacağına inanan bir kesim vardır. Maalesef durum budur. Okumaya ne gerek var, paran kadar konuş lafazanlığı cahilliğin başka bir jargonudur. Bugün de hakimdir! Herkes her şeyi biliyor ama kendini bilmiyor. Bilmediğini bilen insan, ne güzel adamdır.

Biz her şeyi bilmek zorunda değiliz. Cehaletin ilacı da bilmediğini anlamaya çalışıp bilginin efendisi olmaktır. “İlim ilim bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Bu nice okumaktır. Diyen Yunus Emre bize cahilliğin önlenebilir olduğunu anlatmaktadır. Bilgiyi tek başına yeterli görmeyen Yunus, irfanı ve hikmeti de bilginin yanı başına koymaktadır. Modern insan da eksik olan bu bilgeliktir. Mütevazı bir ilim talebi, cahiller sürüsüne dahil olmamızı da engelleyecektir. Yeni neslin ihyası için bu gereklidir. Felsefe, Mantık, Ahlak vb. ders sayısı artırarak buradan başlamalıyız. Cehaletin azaltıldığı bir toplum yapısı için düşündüklerim bunlardı. Filiozofik bir cahil sosyolojisi yapan bir Ferid Kam dörtlüğüyle sonlandıralım:”

Eğer kâmil bir kişi cahillere hizmet ederse

Bu, değerinin ve cevherinin düşüklüğünden değildir.

Bu hayat yolundaki ağırlıktan dolayı,

İnsan her zaman eşeğe muhtaçtır.

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*